EĞİTİM

GASMEK'in Projesiyle Çocukların Yaz Tatili Daha Renkli

  • 27.7.2018 16:11:44
  • 0 Yorum
  • 134

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kursları (GASMEK), çocuklar için hayata geçirdiği projede daha renkli ve eğlenceli bir yaz tatili geçirmeleri için 8 bin 145 çocuğu kurslara aldı. 'Yaz Okulu Kursları' adı altında çocukların öğrenmeleri ve eğlenmeleri adına bir çok branşta açtıkları bu kurslara çocukları kabul etmektedirler. Çocuklar aldıkları eğitimin yanısıra sosyal, kültürel ve sportif anlamda gelişmelerini sağlayacak aktivitelerle günlerini daha verimli geçiriyorlar. Çocukların hem dinlenmelerini, yaz tatillerini verimli geçirmelerini ve hobi edinmelerini sağlamak amacıyla GASMEK'in öncülük ettiği bu proje aileler tarafından da oldukça olumlu eleştiriler aldı.

Birbirinden renkli, neşeli görüntülerin yaşandığı etkinliklerde çocuklar gönüllerince vakit geçiriyorlar. GASMEK binlerce öğrenciye hem tatil hem de eğitim imkânını bir arada sunuyor. Binlerce öğrenci burada bir taraftan eğitici sosyal aktivitelere katılarak kendilerini geliştiriyor, diğer taraftan da tatillerini değerlendiriyor. Çok geniş bir yelpazeyi kapsayan yaz okullarında yaygın olarak teknoloji, dil, sanatsal faaliyetler, müzik, resim, satranç gibi birçok alanda çocuklar ilgi ve becerileri doğrultusunda eğitimler alırken; gelecek eğitim ve öğretim dönemi için de motivasyon kazanıyorlar.

 

EKPSS Giriş Belgeleri!

  • 16.4.2018 17:58:31
  • 0 Yorum
  • 157

EKPSS giriş belgeleri bugün itibariyle ÖSYM tarafından erişime açılmış durumda.Engelli kamu personeli adayları bugün itibariyle sınav giriş belgelerine erişebilecek her sene bir çok kişinin merakla beklediği kpss aınavı için adayların başvuruları sonrasında bugün itibariyle girşi belgelerini çıkartabilecekleri siteme tüm adaylara açılmış durumda.

Bir çok kişi belgelerin ne zaman çıkacağını beklemekte ve merak içerisindeydi .

Adaylara başarılar diliyoruz...Bu sene içerisinde bir çok engelli vatandaşımızın atanabilmesi için kadroların önü açıldı.

Sinem Özdemir

Osmangazi Üniversitesi'ne Yeni Rektör Ataması!

  • 13.4.2018 18:39:55
  • 0 Yorum
  • 209

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Fakültesi'nde, 5 Nisan'da 4 öğretim görevlisinin, araştırma görevlisi Volkan Bayar yaptığı katliam olayı sonrasında görevini bırakan  Prof. Dr. Hasan Gönen'in yerine Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından atanan Prof. Dr. Kemal Şenocak görevine başladı. 
Cenazeler için üniversitenin camisinde bugün itibariyle mevlüt okutuldu.Mevlüt yoğun bir kalabalık ile öğrencilerin de katılımıyla gerçekleşti.Mevlüt ilahiyat fakültesinde gerçekleştirildi.

Dün kurul toplantısı yapılarak karar için bir görüşme gerçekleştirdildi. YÖK, Gönen'in yerine ESOGÜ rektörlüğü görevine vekaleten Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Şenocak'ı atadı.Öğle saatleri içerisinde ataması gerçekleştirilen rektör görevine başlayabilmiş oldu.

  Türk Eğitim Sen Eskişehir 2 Nolu Üniversiteler Şube Başkanı Gürol Yer, düzenledikleri mevlit ile ilgili olarak, "Yüreğimiz kan ağlıyor. 4 vatan, millet sevdalısını katlettiler. Bu bizi son derece üzdü. Biz çalışma arkadaşları olarak arkadaşlarımıza en azıdan manevi bir borç ödemek için ESOGÜ İlahiyat Fakültesi Uygulama Camii'nde mevlit tertip ettik. Sözün bittiği noktadayız. Arkadaşlarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız" diyerek acısını ifade etmiş oldu.

Sinem Özdemir

İşbaşı Eğitimlerinde Annelere Destek!

  • 22.3.2018 17:57:29
  • 0 Yorum
  • 178

Kurslara katılan annelere çocuk başına 400 tl ödeme yapılacak.

Ülkemiz kadınlarına destek sağlayarak çalışma oranlarının artacağı belirtilirken  Bakan Sarıeroğlu,

 

"Biz son 15 yılda bütün politikalarımızın odağına kadını koymuş durumdayız. Kadınlarımızın hayatın her alanında güçlendirilmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Geldiğimiz bu rakamlar bu güçlü çalışmaların sonucudur. İşsizlik oranlarında çok güçlü düşüşlerimiz var. Kadınların işgücüne katılım oranlarıyla ilgili 1.3 puanlık bir artış var. Hedefimiz 2023'te yüzde 41 kadın işgücüne katılım oranına ulaşmak. Bu kapsamda her türlü mevzuatımızı yenilemiş ve çok ileri seviyelere taşımış durumdayız" diyerek yapılacak çalışmaların sinyalini verdi.
Dünya standarlarında bir çok ülkede işbaşı eğitimleri konusunda öncü olduğumuz da belirten bakanımız annelerin çalışma hayatına atılamsına destek olacaklarını ve düzenli olarak aylık çocuk başına 400 tl bakım parası verileceğini belirterek bu konuda çalışmalarının hızlı bir şekilde devam ettiğinide vurgulamış oldu.

 

Sinem Özdemir

Öz Güvenli Çocuk Yetiştirmenin Yolları

  • 30.11.2017 12:49:05
  • 0 Yorum
  • 249

Çocuk yetiştirmekte en önemli konulardan biri ona öz güven duygusunu kazandırmaktır. Kimi zaman çocukların güvenli bölgelerinden çıkıp sorumluluk almaları ve başladıkları işi tamamlamaları için ebeveynlerinin onları biraz zorlamaları gerekebilir. Ailelere düşen görev; onlara, ihtiyaç duyduklarında gerekli cesareti ve güveni bulmalarında yardımcı olmaktır. Böylelikle bir karar vermeleri gerektiğinde bunu kalpleri ve vicdanlarını da dinleyerek yapabilme yeteneği kazanırlar.

İyi olan cesaret ve öz güvenin öğrenilebilir olmasıdır. Bu yazımızda onların bu konudaki ataletlerini atmalarını, desteklenmelerini, zor gelse de doğru olan kararı vermeleri sağlayabileceğiniz bazı yöntemlerden bahsedeceğiz.

1. Örnek olmak

Çocuğunuzun sizi güvenli bölgenizin dışında da görmesine izin verin. Örneğin yükseklik korkunuzla uğraşıyorken ya da patronunuzla konuşuyorken. Korkularınızın üzerine gittiğinizde bunun size iyi hissettirdiğinden ona bahsedin. Çocuklarınız korkularınızdan nasıl etkilendiğinize tanıklık ederken, karşılaştıkları zorlukların onları nasıl etkileyeceğini de öğrenecektir.

2. Onunla özgüven ve cesaret hakkında konuşun

Araştırmalar çocukların yardımsever bir ailesinin olduğuna inanması durumunda daha cesur olabileceklerini ortaya koyuyor. Ona; cesaretin, korkulara rağmen doğru bildiğini yapmak için harekete geçmek olduğunu da söylemek önemlidir.

3. Onun için sürekli bir hava yastığı etkisi yaratmayın

Çocuğunuzu her hatasında düzeltmek, onları daha bağımlı hale getirir ve cesurca kendi çözümlerini aramaya yönelik yeteneklerini azaltır. Bu davranış aynı zamanda rahatsız edici başka bir mesaj taşır: “Sana yardım ediyorum çünkü tek başına yapamazsın.” Eğer yardım etmek konusunda aşırıya kaçıyorsanız bunu bir şekilde durdurmak zorundasınız.

4. Çocuğunuzdan cesur eylemlerini size anlatmasını isteyin

Cesur olmanın öğrenilmesi pratik gerektirir. Bu nedenle çocuklarınızı, kendilerini yeni birine tanıtmak, yeni bir sınıf arkadaşı ile oyun oynamak ya da toplu taşımda ihtiyacı olan birine yer vermek gibi her gün cesur bir şeyler yapmaya teşvik edin. Sonra onun cesur adımlarını izleyin ve onurlandırın.

İyi Bir İngilizce Kursu Nasıl Olmalıdır?

  • 30.10.2017 12:51:18
  • 0 Yorum
  • 298

Yıllardır İngilizce eğitimi için yanlış tercih edilen dil okulları, maalesef kişilerin yeterli ve seviyesine uygun bir eğitim alamamasında etkili olmaktadır. Bundan kaynaklı olarak, bir dil okulu tercih edeceğinizde yaptığınız araştırmalar oldukça önemli olurken, elbette ki amacınıza uygun eğitim içeriklerine de sahip olması gerekiyor. Çağdaş yaklaşımları ile birlikte konuşma odaklı çalışma metodu sunan dil okulları, öğrencilerine ciddi bir destek sunarken, klasik metotların yanı sıra geliştirilmiş eğitim metotlarına da göz atılması gerekmektedir.  Elbette ki bunun yanı sıra, “iyi bir İngilizce kursu nasıl olmalıdır?” sorusuna yanıt olarak, eğitim veren kişide de bazı özelliklerin yer alması gerekmektedir. Bu özelliklerin başında; ilgili alanlardan mezun olması gerekirken, İngilizce dil eğitimine uyumlu olması ön planda tutulması gerekiyor. Ayrıca alanda saha deneyimi almış olan kişilerin de, geniş bir dil bilgisine sahip olmasının yanı sıra öğretilecek olan dilin aksanına uygun bir eğitim almış olması gerekmektedir. Böylelikle uygun aksanı öğrencilerine yansıtırken, yine pedagojik formasyonda, eğitim bilgisine de sahip olması, kursun daha iyi olmasını ön plana çıkarmaktadır. İyi bir dil kursu seçmek istiyorsanız, kurs kapsamında eğitim verecek olan kişinin yukarıda yer alan özelliklere de sahip olması aranan şartlar arasındadır.

Dil okulları ve özellikleri

Kısaca, dil okulu tercih ederken, aşağıda yer alan metotların göz önünde bulundurulması tavsiyeler arasında yer alıyor.

    Konuşma odaklı eğitim özelliği,
    Bilimsel olarak verimliliği kanıtlanmış olan sınıflar,
    Donanım alanında iyi olması ve eğitim için gerekli altyapıya sahip olması. Bunlar arasında;
        Bilgisayar sistemleri
        Ses sistemleri
        Projeksiyon,

gibi ekipmanlar yer alabilir. Teknolojik destek altyapısının da, dil eğitim kursları tercih edilirken göz önünde bulundurulması gerekebilir.

    Dil koçluğu sistemi
    Öğretme garantisi

İyi bir dil kursu için yukarıda bahsettiğimiz özelliklerin her zaman ön planda olması gerekiyor. Bunun yanı sıra sınıfların da o sınıfta eğitim gören kişilerin düzeylerine göre oluşması önemlidir. Böylelikle genel olarak sınıf ortalaması aynı düzeyde olurken, eğitim veren kişinin de tercih ettiği metot beklentilere ve ihtiyaca daha kolay karşılık verebilecektir.

Köy Enstitüleri Hakkında Bir Kaç Not

  • 25.10.2017 09:34:26
  • 0 Yorum
  • 304

Köy Enstitüleri; köy öğretmen ve eğitmenleriyle köylerde tarım ve sağlık görevlisi olarak çalışacakları yetiştirmek amacıyla kurulmuş eğitim kurumlarıdır. Cumhuriyet yönetiminin toplum yapısını yönlendirici uygulamalarının en belirgin örneklerindendir.

Türkiye’de zorunlu ilköğretim uygulaması, II. Mahmut’un 1824 yılındaki fermanıyla başlamıştı. Öğretmen yetiştirmek amacıyla da ilk öğretmen okulu 16 Mart 1848’de açılmıştı (Dârulmuallimin-i Rüşdü 1868’de ise ilkokul öğretmeni yetiştirmek amacıyla “Dârülmuallimin-i Sıbyan” öğretime başladı. Kurtuluş Savaşı sona erdiğinde eğitim alanında hiç de iç açıcı bir durum yoktu. Osmanlı döneminden 2345 ilkokul ve bunlarda görevli 3.061 öğretmen devralınmıştı. 1926 yılına gelindiğinde ilkokul sayısı 4.770’e, öğretmen sayısı da 9.062’ye yükseldi ama ilköğretim sorunu çözülemedi. Özellikle köylerde ilkokul ve öğretmen gereksinimini giderilemiyordu. Mustafa Necati Bey’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, 1926 yılında Denizli ve Kayseri’de birer Köy Öğretmen Okulu açılarak soruna çözüm bulunmaya çalışıldı. Ancak, bu okullardan olumlu sonuç alınmadı ve 1932’de kapatılmalarına karar verildi.

1933-1934 yılında kent çocuklarının %75’i ilkokula gidebiliyorken, köy çocuklarının ancak %20’si bu olanaktan yararlanabiliyordu.

 

Eğitim Hiyerarşisinde Düzen

  • 27.2.2017 14:25:04
  • 0 Yorum
  • 466

Eğitim: Toplum yaşayışında yer edinmek için edinilen bilgi, beceri ve anlayışlara denir. Eğitim geniş anlamda, bireylerin toplumun standartlarını, inançlarını ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir. Kısaca “istenilen davranışı geliştirme süreci” olarak da anlatılabilir. 

Kişinin davranış örüntülerini değiştirme sürecidir. (Tyler).
Fizik ve sosyal tabiatın insan üzerinde meydana getirdiği tesirlerdir.(Durkheim)
Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir. (Ertürk).
İnsan davranışlarında bilgi, beceri, anlayış, ilgi, tavır, karakter ve önemli sayılan kişilik nitelikleri yönünden belli değişmeler sağlamak amacıyla yürütülen düzenli bir etkileşimdir. (Yıldırım).
İnsanları belli amaçlara göre yetiştirme sürecidir (Nurettin Fidan).
FELSEFİ AKIMLARA GÖRE EĞİTİM NEDİR

İdealizme göre eğitim, özgün ve bilinçli insanoğlunun tanrıya olan yükseltici uyum çabalarının bitimsiz sürecidir.
Realist anlayışa göre eğitim, yeni kuşak bireylere kültürel mirası aktararak onları yetişkinler toplumuna uyuma hazırlama sürecidir.
Pragmatist anlayışa göre eğitim, bireyin yaşantılarını yeniden inşa yoluyla yetiştirme sürecidir.
Marksizm’e göre, insanı çok yönlü eğitme, doğayı denetleyerek onu değiştirecek ve üretimde bulunacak biçimde yetiştirme sürecidir.
Naturalizm’e göre, kişinin doğal olgunlaşmasını arttırma ve onun bu özelliğini göstermesini sağlama işidir.
EĞİTİMİN ANLAMI HAKKINDA

Eğitim sözcüğünün İngilizcesi education- Latince ‘Educere’den gelir. ‘Educere’ sözcüğü hem bitki ve hayvan, hem de çocukların bakım ve yetiştirilmesi anlamlarında kullanılırdı. İngilizcede de bu kelime genel manada, çocukların ve hayvanların yetiştirilmesi anlamında kullanılmaktadır.Türkçede, ‘eğitim’ 1940’larda maarif, tedrisat, talim ve terbiye gibi sözcüklere karşılık gelecek şekilde ortaya çıkar. Türkçe ‘eğmek’ kökünden türemiştir. Bu kök, bükmek, uygulamak, öğretmek, yetiştirmek, geliştirmek, alıştırmak, egemenlik altına almak, yenilgiye uğratmak, kırmak ve yönlendirmek gibi anlamlara gelir.

Ziya Gökalp, eğitim kelimesini “Bir toplumda yetişmiş neslin, henüz yeni yetişmeye başlayan nesle fikirlerini ve hislerini vermesidir” şeklinde tanımlar. Durkheim ise eğitim kavramına sosyal açıdan bakanların başında gelir. Ona göre “eğitim, yetişkin nesiller tarafından, sosyal hayata henüz hazır olmayanlara tatbik edilen bir tesirden” ibarettir. Bu durumda eğitim; yetişkin neslin, bir plan ve gayeye göre yetişmekte olan nesillerin gelişimini sağlamaktır. Eğitimin bir süreç olduğuna ilişkin tanım da şöyledir: “Eğitim, fertlerin zihinlerini yeryüzünde ahlâka dayalı sosyal düzen kurmalarını sağlayacak tarzda şekillendirme sürecidir.

 EĞİTİMİN ÖNEMİ

Eğitim derken bir insana istenilen özellikleri kazandırmaktan çok kültür edinme sürecini kast ederiz. Diğer insanlarca oluşturulan bilgi yığınını kendimize katmak isteriz. Bu kültürlenme sürecine eğitim adını veririz. İnsanlığı insana katmak olarak düşünebiliriz. İnsan olmanın en önemli taraflarından biridir.  Kendimizi eğitmeden insanlığa katkı yapamazdık, eğiterek ve eğitilerek çok sayıdaki insanı kendimize kattık. Bunu çok eskiden, insanlık tarihinin başlangıcından beri yaptık. 

Eğitim o kadar önemliydi ki, biyolojik gelişimimizi etkiledi. İnsanoğlu doğadaki diğer canlıların aksine, 15- 16 yıl özerk birey olamamaktadır. Bir at birkaç gün içinde koşmakta, bir kuş birkaç haftada uçmaktadır. Ancak insan 3 yılda yürümekte, 10 yıla kadar kendini besleyememekte, 15 yaşına kadar hayatını kazanamamakta. Bunun sebebi bilim insanlarına göre eğitimdir. İnsan yavrusu çok yavaş büyüyerek çevresine uyum sağlamak, gerekli özellikleri edinmek amacındadır. Tabi öğretim aşamasını da unutmamak gerekir. Öğrenecek kişi küçük ve istekli olmalıdır ki eğitilebilsin. Eşit koşullarda, fiziki olarak güçlü bireyleri eğitmek zordur, bu yüzden de eğitilecek insan güçsüz, talepkar olmalıdır. Bak: dmy.info/gelisim-psikolojisi/

EĞİTİM TÜRLERİ

FORMAL EĞİTİM

Amaç ve kuralları önceden belirlenerek planlı ve programlı olarak yürütülen eğitimdir.
Formal eğitim, eğitimin kurumsallaştırılmış halidir. Bireyde davranış değişikliği meydana getirmek üzere bilinçli, planlı, kontrollü ve kasıtlı bir biçimde öğretim ortamı düzenlenir.
Profesyonel kişiler tarafından verilir ve varılmak istenenhedefler önceden bellidir.
Örgün Eğitim

– Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim, açıköğretim, uzaktan öğretim vs.
– Yaş bellidir.
– Kademeler önkoşuldur.
– Milli Eğitimin temel amaçları vardır.
Yaygın Öğretim

– Halk eğitimi, dershaneler, özel kurslar, hizmet içi eğitim kursları vs.eğitim nedir
– Belli bir yaş yoktur.
– Kademe ve önkoşulluk yoktur.
– Bireyin amaçları vardır.
İNFORMAL EĞİTİM

Bir amaca ve plana bağlı olmadan yaşam içinde kendiliğinden gerçekleşen eğitimdir.
Birey çevresindeki bireylerden, iletişim araçlarından etkilenerek bu eğitimi kazanır.
Bu eğitim genellikle arkadaş, aile ve iletişim araçları aracılığıyla ortaya çıkar. Yer, mekân ve ortam değişebilir..
KÜLTÜR VE EĞİTİM

Kültür: insanoğlunun oluşturduğu maddi ve manevi her türlü şeydir. Bütün insanoğlunun oluşturduğu yaşam biçimidir. Kültürlenme: Çoğunlukla eğitim kavramıyla eşdeğer anlamı taşıyan kültürleme “bireyin doğumundan ölümüne kadar geçen süreçteki elde ettiği kazanımları içeren bir durum” dur. Kültürleme faaliyetinde toplum kendisini oluşturan bireyleri bir takım bilgi, beceri, tecrübe ve alışkanlıklarla donatmaya çalışır.

Zoraki Kültürleme: Kültürel değerlerin bireylere ya da toplumlara zorla kabul ettirilmesi sürecidir. Bireylerin gelenek- görenek, din ve dillerinin değiştirilmeye zorlanması bu tür kültürlemeye örnek olarak gösterilebilir.
Gelişigüzel Kültürleme: Kültürel değerlerin bireylere ya da toplumlara gelişigüzel yollarla kabul ettirilmesi ya da aktarılması sürecidir. Bireylerin başka bir dini kendi isteğiyle kabul etmesi, yeme-içme-giyinme gibi alışkanlıklarını değiştirmesi bu tür kültürlemeye örnektir.
Kasıtlı Kültürleme: Kültürel değerlerin bireylere ya da toplumlara planlı, programlı, amaçlı bir şekilde aktarılması sürecidir. Bu anlamda okullarda yürütülen her türlü eğitim- öğretim etkinlikleri (örneğin bir çocuğun anadilini okulda belirli bir plan ve program dahilinde öğrenmesi) kasıtlı kültürleme içerisindedir.
Kültür kişiliği büyük oranda etkiler. İnsanlığın birikimine kültür adı verildiğine göre öğrendiğimiz her şey kültürün parçasıdır. Tüm insanlık insan kültürüne, toplumlar toplum kültürüne, yerel halklar halk kültürüne katkı yapar. İnsan özelden genele kültürlenir ve kendisi de kültüre bir katkı olarak yaşar. Eğitim dediğimiz, insanı kültürlendirme etkinliğidir denebilir. İnsanların deneyimlerini insanlara aktarma çabasıdır. Kültür eğitimin de içinde olduğu en geniş insan birikimidir denebilir. Her şey kültürden etkilenir ve kültürü de etkiler.

ALINTILAR

Eğer bir bireye olması gerektiği ve olabileceği bir insan gibi davranırsanız, olması gereken ve olabileceği insan olur. Goethe

Eğitime yatırım, en iyi faizi verir. Benjamin Franklin

Eğitim görmüş aklın işareti, herhangi bir düşünceye onu kabul etmeden önce açık olmasıdır. Aristoteles

Eğitim, soğukkanlılığınızı ya da özgüveninizi kaybetmeden her şeyi dinleyebilme yeteneğidir. Robert Lee Frost

Kalbi eğitmeden zihni eğitmek eğitim sayılmaz. Aristoteles

Eğitim hayata hazırlık değildir, hayatın ta kendisidir. John Dewey

Eğitim kıvılcımla ateş yakmaktır, boş bir kabı doldurmak değildir. Sokrates

“Eğitimle kişilerde aydınlanmanın temelini atmak kolaydır; ne var ki genç insanları böyle düşünmeye erkenden alıştırmak gerekir. Buna karşın tüm bir dönemi aydınlatmak uzun bir zaman gerektirir; çünkü böyle bir eğitime engel olan ya da onu zorlaştıran bir sürü dış engel vardır.” Immanuel Kant, Was heißt : sich im Denken orientiren? 1786

“Eğitimin bir insan hakkı olduğu savının iki sonucu vardır. Birincisi: haktan vazgeçilmesi düşünülemez. Dolayısıyla, kişilerin “Ben eğitilmek istemiyorum” demesi söz konusu olamaz. İkincisi: siyasal birlik, yani devlet, tüm bireylerinin eğitim hakkından yararlanmasını sağlamalıdır. Bireyler için hak olan şey, devlet için görevdir.”  Ömer Naci Soykan, “Özgür Eğitim”, Küreselleşeme Sürecinde Eğitim Sorunlarının Felsefi Boyutu Sempozyum konuşması 2009 s.296 Oslo-Norveç  XX.IPO Soruları

Atatürk Eğitim Alanında Ne Gibi Devrimler Yaptı

  • 23.1.2017 18:35:21
  • 0 Yorum
  • 480

 Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun Kabulü
Yeni Türk Harflerinin Kabulü
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun’un Kabulü
Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması
Türk Dil Kurumu’nun Kurulması
Medreselerin Kapatılması
Modern Üniversitelerin Açılması
Güzel Sanatlar Alanında Yapılan Çalışmalar

Eğitim Alanında Yapılan Yenilikler Ve Devrimler Nelerdir
Eğitim Alanında Yapılan Yenilikler Ve Devrimler Nelerdir
DETAYLI VE AÇIKLAMALI OLARAK EĞİTİM ALANINDA YAPILAN YENİLİKLERİ ANLATMAK GEREKİRSE
EĞİTİM ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
Atatürk’ün Türk eğitim sistemindeki inkılaplarındaki temel amacı; ” Milli olmak ve buna bağlı olarak çağdaşlaşmak ve her alanda ilerlemek” olmuştur.
Eğitim Alanındaki İnkılapların Amaçları:
1. Laik ve çağdaş eğitimi sağlamak
2. Bilimsel eğitimi yaygınlaştırmak
3. Eğitimde birliği sağlamak
4. Kız ve erkek çocukları arasında eğitim alanında eşitlik sağlamak
5. Her alanda teknik eleman yetişmesini sağlamak
6. Eğitimi kolaylaştırmak ve yaygınlaştırmak
7. Eğitimi millileştirmek.
TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU (3 MART 1924) (Öğretimin Birleştirilmesi Kanunu)
Bu kanunla;
1. Bütün eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır.
2. Azınlık ve yabancı okulların dini ve siyasi amaçlarla öğretim yapmaları önlenmiştir.
3. Yabancı okulların ders programlarına Türkçe dersleri konmuş ve bu derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulması sağlanmıştır.
4. Devlet eğitimin her çeşidiyle uğraşmaya başlamış, Milli Eğitim Bakanlığı bütün eğitim ve öğretim işlerinin tek sorumlusu haline gelmiştir.
5. Medreseler kapanmıştır.
6. Eğitimin laikleşmesi alanında önemli bir adım atılmıştır.
7. Eğitimde birlik sağlanmıştır. II. Mahmut döneminden beri devam eden eğitim ve öğretim ikililiği bu kanunla sona erdirilmiştir.
8. Eğitimin laikleşmesi adına önemli bir adım atılmıştır.
MEDRESELERİN KALDIRILMASI
3 Mart 1924’te Şer’iye ve Evkaf idarelerinin kaldırılması maddesiyle bu kurumun bağlı bulunduğu bakanlık kaldırılınca dolayısıyla medreseler de kapatılmıştır.
NOT:Medreselerin kaldırılmasıyla eğitim ikililiğine son verilmiştir.
MAARİF TEŞKİLATI KANUNU (2 MART 1926)
Ülkede ilkokul, lise ve yükseköğrenimin belli esaslara göre düzenlenmesi için 2 Mart 1926’da Maarif Teşkilatı Kanunu (eğitim sistemi yasası) kabul edilmiştir.
Devletin izni olmadan okul açılamayacağı belirtilerek, okullarda hangi derslerin ne şekilde okutulacağı belirlenmiştir. Bu esaslara göre Yeni Türk Devleti, yeni okullar açmıştır. Öğretmen okullarının sayısı artırılmıştır. Böylece, günümüzdeki mevcut eğitim ve öğretim sistemimizin temeli bu kanunla atılmıştır.
YENi TÜRK ALFABESiNiN KABULÜ (1 KASIM 1928)
Latin harflerinin kabulüyle;
1. Arap alfabesi kaldırıldı.
2. Okuma yazma oranının artmasına ortam hazırlandı.
3. Bu inkılapla, bilim ve teknolojideki ilerlemeler ve kültürel alış verişler daha hızlı ve daha etkili bir gelişme göstermeye başlamıştır.
4. Batı dünyası ile yakınlaşma yolunda önemli bir adım atılmıştır.
5. Bu inkılabın yerleşmesi ve güçlenmesi için “Millet Mektepleri” açılmıştır. Bu okullarda okuma yazma seferberliği başlatılmıştır.
6. Bu duruma öncülük etmesi nedeni ile Atatürk’e “Başöğretmen” denilmiştir. Bu durum Atatürk’ün kapsamlı bir inkılapçı kişiliğe sahip olduğunu gösterir.

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA EGİTİM VE ÖĞRETİM ALANINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR


 
Sponsorlu Bağlantılar
1- İLKÖĞRETiM ALANINDA:
• İlk öğretim yasası kabul edilmiştir. Bu yasayla okuma yazma bilmeyen vatandaş bırakmamak amaçlanmıştır.
• Okulların öğretmen ihtiyacını karşılamak için öğretmen okullarının sayısı arttırılmıştır.
• İlköğretim parasız hale getirilmiştir.
• Okur yazar oranını artırmak için ayrıca Köy enstitüleri kurulmuştur.

2- ORTA ÖĞRETİM VE MESLEKİ EĞİTİM ALANINDA
• Cumhuriyet döneminde orta öğretim, orta okul ve lise olmak üzere iki devreye ayrılmıştır.
• Orta okul, memurluğa ve teknik okullara eleman yetiştirmek, lise ise orta okulu bitirmiş olanları yüksek öğretime hazırlamak için düzenlenmiştir.
• Orta öğretim parasızdır. Yoksul ailelerin çocuklarına eğitim vermek amacıyla bu okullara, sınav yapılarak parasız yatılı öğrenci alınması sağlanmıştır.
• Türkiye’nin yeniden yapılanması ve kalkınması için uzmanlara ihtiyacı vardı. Bu ihtiyacı karşılamak üzere Milli Eğitim Bakanlığının bünyesinde Mesleki
• Teknik Öğretim Teşkilatı kurulmuştur. Kurulan bu teşkilatın amacı memleketin ekonomisinde etkili olabilecek özel uzmanlık bilgileri verecek müessesler kurmak ve teknik elemanlar yetiştirmektir.
• Bu amacı gerçekleştirmek için Sanat Enstitüleri, Ticaret Okulları, Kız Enstitüleri, Akşam Sanat Okulları açılarak mesleki öğretime gereken önem verilmiştir.
3- YÜKSEK ÖĞRETİM ALANINDA:
• Yüksek öğretimi geliştirmek için birçok yüksek öğretim kurumu açılmıştır. Ankara Hukuk Fakültesi (1925)
• Öğretmen yetiştirmek amacıyla Gazi Orta Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü açılmıştır.
• Yüksek Ziraat Enstitüsü, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Mülkiye Mektebi( Siyasal Bilgiler Fakültesi) kurulmuştur.
• 31 Mayıs 1933’te Darülfünun yerine İstanbul Üniversitesi ve daha sonra iktisat Fakültesi açılmıştır.
• Milli Musiki ve Temsil Akademisi (Devlet Konservatuarı) açılmıştır.
4- GÜZEL SANATLAR ALANINDA GELİŞMELER
• Yeni Türk Devleti’nde resim, müzik ve sahne sanatlarıyla ilgili öğretim yapan okullar ve enstitüler açılmıştır.
• 1928 de Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane geliştirilerek Güzel Sanatlar Akademisi haline getirilmiştir.
• 1936’da Ankara’da Devlet Konservatuarı açılmıştır.
• Dolma bahçe Sarayı’ndaki Veliaht Dairesi, Resim ve Heykel Müzesi’ne dönüştürülmüştür.
Mimar Sinan, İstanbul, istanbul Teknik, Dokuz Eylül ve Ege Üniversiteleri içerisinde konservatuar, resim ve bale gibi bölümler açılmıştır.
KÜLTÜR ALANINDA GELİŞMELER (15 NİSAN 1931)
1- TÜRK TARİH KURUMUNUN KURULMASI
— Osmanlı Devleti’nde yazılmış olan tarih kitapları, İslam Tarihi özelliklerini taşımakta ve İslamiyet’in kabulünden önceki Türk devletlerinden bahsetmemekteydi. Bu yönüyle Osmanlı Devleti’nde “ümmetçi tarih anlayışı” vardı.
— Atatürk, Türk Tarihinin İslamiyet’in kabulünden sonraki dönemle sınırlandırılamayacağını ve daha önceki dönemlerde de Türklerin binlerce yıllık bir geçmişi olduğunu ortaya koyarak, Türk Tarihinin dini motiflere bağlı kalmaksızın bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu amaçla 15 Nisan 1931 ‘de Türk Tarih Kurumu kurulmuştur.
Bu kurumun oluşturulmasıyla:
• Ümmetçi Tarih anlayışına son verilmiştir.
• Genel Türk tarihi araştırılmaya başlanmıştır.
• Türk kültürünün dünya medeniyetine katkılarını belirleme araştırmaları başlatılmıştır.
• Türkiye’nin en eski halkını oluşturanların araştırılması sağlanmıştır.
• Türk Tarih tezi adı verilen yeni tarih anlayışı, Türk milletini kendisi hakkındaki olumsuz düşüncelerden kurtarma imkanı bulmuştur.
2- TÜRK DİL KURUMUNUN AÇILMASI (12 TEMMUZ 1932)
Atatürk’e göre dil; “milli birlik ve beraberliğin sağlanmasındaki öz kaynaklardan birisi, kalkınıp ilerlemenin ön koşullarından biri, dil bağımsızlığı siyasal bağımsızlığın bir parçasıdır.“
NOT: Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi doğrultusunda kurulmuşlardır.
Bu kurumun kurulmasıyla amaçlananlar:
– Selçuklu ve Osmanlı Devletlerinde ihmale uğrayan Türk Dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmak
– Türk Dilini yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak
– Türkçe kökenli sözcüklerin araştırılmasını ve bulunmasını sağlamak
– Türkçe’nin bilim dili haline gelmesini sağlamak
– Yazı dili ile konuşma dilinin aynı olmasını sağlamak