Çocucuklar İçin Evde Oynanılacak Oyunlar

cocucuklar-icin-evde-oynanilacak-oyunlar

Bu aylarda bebekler herseyi taklit etmek isterler ve cok güçlü bir sekilde bağımsız olmak herseyi kendileri yapmak isterler. Giysilerini giyebilir, ayakkabılarını çıkarabilir , kendi yemeğini yiyebilir, bunları cok cok az yardimlarla yapmasını sağlayabiliriz. 
Bu donemde mesela mutfakta da yardimci olabilirler, kendine ufak atistirmaliklar hazırlamasına izin verebiliriz. Mesele bir muzu dilimleyip yiyebilir ya da mandalina soyabilir. Bu sayede onu günlük rutinlerin içine de dahil etmiş oluruz çatışma ve krizler de minimuma iner. 
Seminerin sonunda yine çarpıcı bir video izledik, ancak o videonun linkini bulamadım fakat biraz icerigini aklımda kaldığı kadarıyla aktarmak istiyorum. Videoda Montessori bebeklerinin ev ortamlarını ve bebeklikten itibaren nasıl yetiştirildikleri gösterildi. 4 aylık, 7 aylık ve 16 aylık 3 bebeğin ailesi ve ev ortamları gösterildi. En ilgimi çekenlerden biri kendi boyuna uygun dolaplardan kendi kıyafetlerini alan ve giymeye çalışan, kendi kendine lazımlığa oturan, ailesiyle birlikte sofraya oturan, kendi yemeğini yiyen, abisinin ardından sofradan kendi tabağını, bardağını kaldırmaya çalışan 16 aylık bebek oldu. 
Seminer bitimindeki sohbet sırasında Montessori annelerinden biri olan Seda hanım kendi çocuğunun 16 aylıkken kendi tabağından çorba içebildiğini söyledi. O aylarda başka bir arkadaşı da kendi çocuğunun asla çorba içemeyeceğini belirttiğinde ona " peki fırsat verdin mi hiç kendisinin içmesine" diye sorduğunu ve arkadaşının da "yoo hiç denemedik" dediğini söyledi. Sonra o çocuğa da fırsat verildiğinde 5. Kaşıktan sonra çorbayı kendi kendine içebildiğini anlattı. 

Bu döneme kadar ben de kızımın yemeklerinin çoğunu kendinin yemesini sağladım ancak sadece elle yenebilecek yiyecekleri denemiştik. 
Hiç çorba içebilir mi denemedim. Seminer akşamı heyecanla eve döndüğümde akşam yemeğinde çorba içirmeye çalıştım. Tabi ki daha çok sandalye içti çorbayı ve tabi ki babamız da pek ümitli değildi bizden. Zaten onun dediği gibi oldu çorbayı içemedi ama ilk seferde başarmasını zaten beklemiyordum, sadece fırsat verilmiş olması onu çok mutlu etti. En azından tabağa ve kaşığa aval aval bakmadı, kaşığı eline aldı, kaseye sokup sonra da ağzına götürdü, çorbaları yaladı falan. Sonrasında etrafı temizlemek için bir saat uğraşsam da buna değdi. Bugün ise kıyafetlerini kendi çıkarması için o fırsat verdim ve baktım ki Elaine'in dediği gibi az, çok az bir yardımla montunu, çoraplarını, taytını, bodysini çıkarabildi. Giyinmesi için de fırsat verdim tabi ki giyinmek soyunmak kadar kolay değildi ama yine de biraz uğraştı giymeye. Tabi ki yemek yemek, soyunmak, giyinmek çooooooooook uzun sürdü. Bunları onun yerine kendim yapsaydım 5 ila 8 dakika arasında hepsi biterdi sonra ben de belki başka işler yapabilirdim, sonra bu yıllarca devam ederdi ve ben kızıma bunları öğrenmesine fırsat vermeden yıllar geçirebilirdim ve belki 7 yaşına geldiğinde işlerini kendi kendine yapamadığı için, bu yaşta onu hala ben giydirdiğim, ben yedirdiğim, ben içirdiğim için şikayet eder dururdum. 

Ama böyle yapmamaya kararlıyım, aslında çok önce vermiştim bu kararı. Montessori ile ilk tanıştığım anda vermiştim, fakat kızımın büyüdüğü bu 14 ay içinde bir çok şeyi de hep ertelemişim. Aslında kendimi kızımı rahat büyütüyorum, her istediğini yapmasına izin veriyorum diye avutuyormuşum. Ama meğerse hep daha küçük, yiyemez, içemez, giyinemez, YAPAMAZ demişim. Neleri yapabileceğine inanmak istememişim. Büyüdüğünü görmek istememişim, ona güvenmemişim. 

Açıkçası kızdım bu yüzden kendime. Hep sınırlar koymuşum, bu benim suçum mu bilmiyorum. Sanırım bundan başkasını bilmediğim için böyle yapıyorum, Maria Montessori 100 yıl önce söylemiş bunları ben ise 30 yaşındayım fakat benim annem, babam, onların annesi, babası ve onların ki de tanımamışlar onu. Hep kısıtlamışlar bizi, hep sınırlamışlar, hep YAPMA, HAYIR ya da sen YAPAMAZSIN larla büyümüşüz. Hiç cesaretlendirilmemişiz. Bir çok şeye fırsat verilmemiş o yüzden fabrika ayarlarımız bu şekilde, hep bebekler yapamaz zannediyoruz, neyi yapabileceklerini görmek istemiyoruz. 

Seminerin sonunda arkalarda oturan bir beyden çok güzel bir soru geldi. "Ben bunları kafamda oturtmaya çalışıyorum ve bu kadar özgürlük ve bağımsızlık veriyorsunuz ama her şeyin bir kuralı, saati var diyorsunuz. Düzenli olacak, kendi işlerini yapacak, kuralları öğrenecek diyorsunuz. Bunların ikisi birlikte nasıl olacak? " dedi. 
Cevap çok güzeldi, "ona bunları yapabileceği ortamı hazırlayacaksınız, fırsat vereceksiniz, sabırlı olacaksınız, kendisinin yapmasını bekleyeceksiniz, acele etmeyeceksiniz, onun yerine yapmayacaksınız, çok çok az yardım ederek kendisinin keşfetmesini sağlayacaksınız, sahip olduğu becerilerden fazlasını sunmadan hayata hazırlayacaksınız. Sınırlı bir ortam içinde sınırsız izin vereceksiniz." 

YORUM YAPIN

Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir...

       

YORUMLAR