SANAT

Oscar'da Yenilik

  • 9.8.2018 12:39:07
  • 0 Yorum
  • 65

Oscar’a, seyirci sayısını artırmaya yönelik yenilikler geliyor. Ödüllere popüler filmler kategorisi eklenmesinin yanı sıra yayın süresinin kısa tutulması da için de değişiklikler yapılacak. Oscar Akademisi, popüler filmleri onurlandırmak ve üç saat süren töreni daha izlenir hale getirmek için 2020’deki törene yenilikler ekleyecek.

Oscar ödüllerini belirleyen Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nin yeni seçilen başkanı John Bailey ve Akademi’nin CEO’su Dawn Hudson, dün akademi üyelerine  gönderdikleri e-mail’de, değişikliklerle ilgili bilgilendirme yaptı. Bu yıl gerçekleştirilen 90. Oscar Ödülleri, 26,5 milyonluk seyircisiyle tüm zamanların en az izlenen Oscar töreni oldu. Bu, bir önceki yıla göre seyircinin yüzde 19 azalması anlamına geliyor. 2008 yılından bu yana ilk kez seyirci sayısı 30 milyonun altına indi.

Jimmy Kimmel’in sunduğu tören, yakklaşık dört saat sürerken, son on yılın en uzun töreni olma özelliği de taşıdı. Hudson ve Bailey, mesajlarında, “Değişen dünyada Oscar’ın gelişim ihtiyacı ve Akademi’nin dirilmesi gerektiğiyle ilgili sizlerden çok şey duyduk” dedi. Gelecek törenlerin üç saatle sınırlı kalması için çaba sarf edilmesine, ödüllerin canlı olarak ve reklam aralarında da sunulmasına karar verildi. Belirli kategorilerin kazananların daha sonraki bir tarihte belirlenecek, kazanma anları da daha sonraki bir yayında verilecek.

San Diego Comic Con 2018

  • 1.8.2018 14:19:33
  • 0 Yorum
  • 71

San Diego Comic-Con International 2018 etkinliği, birbirinden yaratıcı ve eğlenceli cosplay'lere (kılık değiştirme oyunu) ev sahipliği yaptı. Pek çok kahraman ve anti-kahraman, kendini göstermek için etkinlikteki yerini aldı. Etkinlikte en çok dikkat çeken Cosplay'leri görenler gözlerine inanamadı. Film setlerinden hiçbir farkı olmayan etkinlikten bazı görselleri sizin için derledik:

Nikola Tesla'nın Müzesi Türkiye'ye Geliyor

  • 30.7.2018 16:21:20
  • 0 Yorum
  • 59

Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da yer alan ünlü Tesla Müzesi ile Türkiye'den Aristo Strateji Yönetimi ve Danışmanlık şirketi arasında yürütülen görüşmeler olumlu sonuçlandı. Bu kapsamda, Tesla Müzesi'nde sergilenen eserlerin Eylül 2019'da Türkiye'ye getirilmesi ve üç ilde kurulacak bin 200 metrekarelik sergi alanlarında bir yıl boyunca ziyaretçilerle buluşturulması hedefleniyor.

Müze yönetimiyle anlaşan ve protokol imzalayan iş adamı Yunus Emre Armağan, Türkiye'de ilk defa Tesla ile ilgili bu kadar geniş çaplı bir projeyi gerçekleştirmekten  duydukları heyecanı dile getirdi. Sergi kapsamında Nikola Tesla'ya ait özel eşyalar ile 700'den fazla patentli eseri Türkiye'ye getireceklerini aktaran Armağan, bunlar arasında Tesla'ya ait not defterleri, Tesla ile Edison'un rekabeti ile çekişmelerini anlatan gazete ve dergilerin de bulunduğunu anlattı. Armağan, Türkiye'ye getirilecekler arasında, Niagara Şelalesi üzerine kurulan dünyanın ilk hidroelektrik santralinin portatifi, dünyanın ilk kablosuz elektriğini yayan kule, dünyada ilk kez yere dik pozisyonda inen ve kalkan uçak model ve indüksiyon motoru gibi Tesla'nın önemli icatlarının da yer alacağını ifade etti. Armağan bin 200 metrekare kapalı alana kurulması planlanan müzenin, İstanbul, Ankara ve İzmir'de bir yıl boyunca meraklılarıyla buluşturulacağını kaydetti.

Gençlere ve çocuklara bilimi sevdirmeyi ve onların ufkunu açacak projeler üretmeyi amaçladıklarını vurgulayan Armağan, Tesla Müzesi'ni de bu amaçla Türkiye'ye getirmek  istediklerini söyledi.

Her Sanat Birer Yetenektir

  • 26.7.2018 14:21:09
  • 0 Yorum
  • 57

Sanat denilince aklımıza hayal gücünün ve yaratıcılığın ürünü olan eserler geliyor hiç şüphesiz. Geçtiğimiz yüzyıllarda nelerin sanat olarak adlandırılabileceğine dair birçok tartışmalar yaşanmış ve açıklığa kavuşturulamayan yanları da ortaya çıkmıştır. Bu tartışmalar sonucunda sanat belli kalıplar içerisine sıkıştırılmış ve ve çerçeve kazandırılmış. Bu çerçeve ne denli daraltılırsa daraltılsın sanat için 'her yetenek aynı zamanda bir sanattır' diyebiliriz. Çünkü eski dönemlerdeki insanlar yeteneklerini ortaya koyarak bir şeyler geliştirmişlerdir ve bunun adına daha sonraki zaman dilimlerinde sanat adı verilmiştir. Örneğin Uzak Doğu da yüzyıllar önce yaşayan Çinli ve Japon toplumlarından bazı insanlar ipekler, deriler, tahtalar ve kumaşlar üzerine çeşitli hayvan figürlerini resmederlermiş. Daha sonraları bu yetenek gelişme göstermiş ve fırça ile kağıt benzeri maddelerin üzerine değişik türden resimler yapılmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda uzak doğuda resim yapma sanatı ortaya çıkarak hızla gelişmiştir.

Çin'de ilk çağlardan itibaren önemli ressamlar gelişmiş ve daha sonraları avrupa ve diğer kıtalara yayılmıştır. Önceleri resmedilen kimselerin gerçek yüzleri değil, toplumsal rolüne göre canlandırılır; duruşu, görünüşü onun kimliği konusunda bilgi verirdi. Bir tanrının ya da kralın gücünü ve yüceliğini göstermek için onu resimdeki ya da oymadaki diğer insanlardan çok daha büyük boyutlarda çizerlerdi. Eğer resimde belli bir olay anlatılmakmak isteniyorsa, olayın geçtiği yer ya da uyandıracağı çağrışım bir simgeyle belirtilirdi. Daha sonraki yüzyıllarda bu gelenek tümüyle değişerek insan portleri çizilmeye başlandı ve bu bir sanat olarak adlandırıldı. Bu ve bu gibi örnekler sanatın yetenekten ibaret olduğunun apaçık birer göstergesidir. Sanat adı verilen tüm oluşumların merkezinde bir veya daha fazla kimsenin yeteneğinden oluşan ürünler yatmaktadır.

National Geographic'den Yılın Fotoğrafı Hikayesi

  • 25.12.2017 15:01:14
  • 0 Yorum
  • 207

"Hiçbir başarı tesadüfle kazanılmaz." İşte bu mottoyu bire bir izah eden muhteşem bir başarı hikayesi. National Geographic tarafından, yılın fotoğrafı olarak seçilen bu fotoğraf, arkasında muhteşem bir hikaye barındırıyor.

Bu güne değin yılın en iyi fotoğrafı ödülü hep fotoğrafın kadrajı, çekildiği an ve ışık ortamı ile özdeşleşmiş olabilir. Ama bu kez, tam 10.000 Dolarlık ödülün sahibi olan Jayaprakash Joghee Bojan, bu ödüllü fotoğrafı ne kadar kovaladığı, sanatı için ne kadar çabaladığı ile hak etmiş gibi görünüyor.

Hikaye şöyle başlıyor, Bojan bir doğa sevdalısı ve kendini bu alanda geliştirmeye çalışan bir fotoğraf sanatçısı... Bojan, Singapur'da bir orangutanın farklı davranışlar sergilediğini duyuyor ve konunun peşine düşüyor. Oldukça garip bir şekilde, nehirin bir ucundan bir ucuna geçmeye çalışan bu orangutanı, tam bir gün ve bir gece boyunca takip ediyor.

En son olarak, bir ağacın arkasında yapacağı yeni hamleyi kestirmeye çalışan bu orangutanı, yaklaşık  5-6 metrelik bir nehire dalarak, timsahların içinden fotoğraflıyor. Şahsen, kendisinin sanatı uğruna gösterdiği bu cesaret dahi aldığı ödülün hakkını verdiğini düşündürüyor bana. Nitekim böyle bir sevda ne parayla, ne de maddiyatla ölçülebilir.

Kaynak : https://www.digitaltrends.com/photography/2017-national-geographic-nature-photographer-of-the-year/#/4

Martıların Efendisi'nin galası yapıldı!

  • 21.12.2017 17:25:36
  • 0 Yorum
  • 188

Uzun süredir merakla beklenen 'Martıların Efendisi' filminin galası Kanyon'da yapıldı. Galaya çok sayıda ünlü isim katıldı.

'Martıların Efendisi' filminin galası büyük bir katılımla Kanyon'da yapıldı.

Galaya Uğur Yücel, Ozan Güven, Ezgi Şenler, Rıza Kocaoğlu, Tolga Sarıtaş, Sarp Akkaya, Yiğit Özşener, Ekin Türkmen, Nergis Öztürk, Cemal Toktaş, Hande Doğandemir, Şükrü Özyıldız, Serhan Onat, Serel Yereli ve Bestemsu Özdemir gibi ünlü isimler katıldı.

Mehmet Günsür’ün 'Martıların Efendisi' olarak izleyicisiyle buluşacağı filmde, yıllardır beklediği 'Rüya' olarak adlandırdığı gizemli yardımcısını Bige Önal canlandırıyor.

Kadrosunda Timuçin Esen, Nejat İşler, Barış Yıldız, Hakan Kurtaş ve Ezgi Coşkun’un da yer aldığı filmin büyülü dünyasına Sarp Akkaya, Aras Bulut İynemli, Mehmet Esen ve Ezel Akay gibi başarılı oyuncular konuk oldu.

Yapımını TMC Film’in, yapımcılığını Erol Avcı’nın yaptığı, senaryosunu Meriç Demiray’ın yazdığı, yönetmen koltuğunda Mehmet Ada Öztekin’in oturduğu 'Martıların Efendisi' filmi, 22 Aralık’ta izleyicisiyle buluşacak.

Konusu: Kurduğu gizemli evrende hayat ve dünyaya dair tüm ezberleri bozan 'Martıların Efendisi'; iyi insanları şiddetin, kötücüllüğün, anlayışsızlığın egemen olduğu bu dünyadan alıp sihirli ve arzulanan gizli ülkeye götürmeyi amaç edinmiştir.

Kendi küçük dünyasına ilk defa bir yabancıyı kabul eden 'Martıların Efendisi'nin, bu yabancı misafir ile birlikte sevginin bile kurtaramadığı, aşkın felaketlere yol açtığı, menfaatin fedakarlığın önüne geçtiği gerçek dünya ile tanışması acılı, sarsıcı ve bir o kadar da hüzünlü olacaktır.

Venedik’te küresel ısınma mesajlı dev heykel

  • 9.12.2017 11:10:52
  • 0 Yorum
  • 222

Bugünlerde Venedik’te ortaya çıkan bu devasa heykel herkesin gündeminde!

Küresel ısınma, başlıca atmosfere salınan gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isim biliyorsunuz. İklim sistemi, içsel ve insani etkiler, Güneş'in periyodik aktiviteleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir. Günümüzde iklimbilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda hemfikirdirler. Ve bu konuda pek çok ülkede önemli araştırmalar ve toplumsal projeler yapılmaktadır.
Küresel ısınmaya dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla bugünlerde pek çok alanda çeşitli eserler ortaya konuyor. İşte o eserlerden biri de geçtiğimiz günlerde İtalya’nın kanallarıyla ünlü şehri Venedik’te ortaya çıktı. İtalya’nın modern heykelcilik konusunda uzman isimlerinden biri olan ve imza attığı sıra dışı eserlerle adından söz ettiren heykeltıraşı Lorenzo Quinn, suyun içinden çıkan ve bir binayı tutan eller görünümündeki devasa heykeliyle gündeme oturdu. Aşağıda bu çarpıcı ve mesajı oldukaç kuvvetli heykelin çeşitli açılardan çekilmiş fotoğrafları sizi bekliyor.
Bu arada küresel ısınma ile alakalı Camille Seaman’ın fotoğraflarına bakmanıza fayda var.

Tom Hardy, Venom rolüne işte böyle hazırlanıyor

  • 7.12.2017 17:05:31
  • 0 Yorum
  • 214

DC'den Marvel'a transfer olan Tom Hardy, Venom filminde hayranlarının başını döndürmeye hazırlanıyor. O nasıl antreman?

Yakışıklı oyuncu Tom Hardy, DC sinema evreninde kötü adam Bane rolünü başarıyla canlandırmış, The Dark Knight Rises filminden aklımızda kalan en güzel detay olmuştu. Hardy şimdi DC'den Marvel'a yatay geçiş yapıyor. Sony'nin sahip olduğu Spider-Man evrenindeki kötü adamların sinemaya uyarlanacağını daha önce de duyurmuştuk, bu filmlerin ilki, Spider-Man'in azılı düşmanı Venom olacak ve bu rolü de Tom Hardy canlandıracak. Sam Raimi'nin yönettiği Spider-Man 3 filminde ilk kez beyazperdede gördüğümüz ancak o sahneleri hafızalardan silmeye uğraştığımız Venom belli ki bu kez karakterin hakkını veren, kanlı bir uyarlama olacak. Sony'nin Spider-Man halen Marvel Studios filmlerindeyken Venom'la ne yapacağı bilinmez ancak Tom Hardy izlemek için karşımıza çıkan her bahaneye varız. Tom Hardy, Venom rolünün hazırlık evresinde yaptığı antrenmanları kayıt altına almış, özellikle de MMA (Mixed Martial Arts) dövüşçüleriyle çalışmasından anladığımız kadarıyla filmin aksiyon dozu bir hayli yüksek olacak. Eminiz bu görüntüler Tom Hardy hayranlarını mest edecektir!

True Detective yönetmeninden yeni gerilim: The Alienist

  • 6.12.2017 16:35:54
  • 0 Yorum
  • 216

True Detective'in ilk sezonunu yöneten Cary Fukunaga, yanına ünlü Hollywood yıldızlarını alarak iddialı bir dizi çekmiş.

Psikolojik gerilim dizisi The Alienist, 1896 yılında geçiyor. Erkek çocukların illegal şekilde seks işçisi olarak çalıştırıldığı dönemde, çocuklara musallat olan bir seri katil türer. Bölgeye atanan yeni polis şefi, yanına şehrin en ünlü kriminal psikoloğunu ve gazetecisini alarak üç yoldan bu cinayetleri çözmeye çalışacaktır. Dizinin başrollerinde Daniel Brühl, Luke Evans ve Dakota Fanning var. Senaryo ve yönetmenlik True Detective'in ilk sezonunu yöneten Cary Fukunaga'ya ait. Dizi, Caleb Carr'ın aynı adlı romanından uyarlanmış. Fragmana bayıldık!

Dipnot: Polisiye dizileri sevenler Mindhunter'ı da görmeli!

Arabesk Müzik Ve Felsefe

  • 4.12.2017 13:49:52
  • 0 Yorum
  • 224

Oryantel bir müzik türü olarak arabesk, duygusal olan şarkı sözleri, başarısız aşkları, her türlü günlük sıkıntıları konu olarak ele alıp umutsuzluğu ve başarısızlığı ifade eder.

Arabesk müzik türünün temelinde "Stoacılık"  yani kadercilik vardır. Bunun en tipik örneklerinden birisi 70'lerin sonundan bu yana popularitesini yitirmeyen "Huzurum Kalmadı" isimli şarkıdır. Ferdi Tayfur çoğu eserinde "Stoacılık" oldukça yoğun olarak işlenir. Kadercilik anlayışının en yoğun şekilde işlendiği Ferdi Tayfur şarkılarına örnek verecek olursak;

    Kaderimsin
    Kaderin Önünde
    Sana Kaderimsin Dedim
    Huzurum Kalmadı
    Mahkumların Duası
    Mapushane
    Mecburen
    ...

Hatırımda kalan "stoacılık" akımının etkilerinin göründüğü Ferdi Tayfur eserleri bunlardır.

Türk Müziği'nde erişilmez bir ufuk noktası olan Orhan Gencebay'da ise "stoacılık" akımının yanında "hümanizm" akımıda kendisini yoğun olarak hissettirir. Bu manada Orhan Gencebay eserlerinin bir çoğunda insan olma temeli yatar. "Hatasız Kul Olmaz" isimli eserinde hem kadercilik etkileri görülürken hemde hümanist bir yaklaşım söz konusudur. Bu manada dikkatimi çeken Orhan Gencebay eserlerine örnek verecek olursak;

    Felekle Sohbet
    Kader Diye Diye
    Kader Çıkmazı
    Kaderimin Oyunu
    Gelin Birlik Olalım
    Hatasız Kul Olmaz
    Batsın Bu Dünya
    ...

Görüldüğü üzere hem kadecilik anlayışının hakim olduğu şarkılar gördük hemde hümanist yaklaşımın egemen olduğu şarkılar gördük. Türk Arabesk Müziği'nin bir temsilcilerinden biriside Müslüm Gürses'tir. Müslüm Gürses eserlerin ilk iki sanatçıdan farklı olarak çok yoğun bir şekilde ümitsizlik hali vardır. Hümanizm'in etkileri bu sanatçıda görülmez. Erken eserlerinde THM'ye yakın yöresel şarkılarına rastlasak bile tamamına baktığımızda Entüisyonizm

akımının etkilerini görebiliriz. Bu bakımdan bir belirsizlik hali söz konusudur.

Oryantel bir müzik türü olan Arabesk'in Türk Halk Müziği'ni kemirici bir yanıda vardır. Yöresel türkülerimizin yerini zihni uyuşturan şarkılar topluluğununun alması esasında toplumumuzdaki artmakta olan ruhi boşluğun büyüklüğü hakkında ipucu vermektedir. 

Linda Nochlin’in Vefatı ve Feminist Sanat Tarihinin Doğuşu

  • 3.11.2017 16:02:36
  • 0 Yorum
  • 229

Georgia O’Keeffe‘nin meşhur bir lafı var: “Erkekler beni en büyük kadın ressam olarak anmakta ısrarcı. Halbuki ben en büyük ressamlardan biriyim.” Kadın sanatçı tamlamasıyla, dünya çapında bir sanatçı olarak tanımlanmak arasındaki fark ezeli ve ezici bir tarihsel yok saymanın ürünü. Beyaz erkek kurumları içinde serpilmiş bir sanat tarihi disiplini bu aradaki farkın baş mimarı elbette.

Linda Nochlin bu farkın köklerini ve yayılmasına sebep olan toplumsal yapıları ortaya koyan ilk akademisyendi. 1971’de Cinsiyetçi Toplumda Kadın adlı derleme kitapta yayımlanan makalesi “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” erkek egemen sanatın nasıl kurumsallaştığını ve kadınları dışlama pratiklerinin mükemmelleştirildiği eğitim kurumlarının işleyiş biçimlerini ifşa ediyordu. Nasıl olmuştu da beyaz erkek görüşü, sanat tarihinin görüşü oluvermişti? Doğurduğu feminist sanat tarihi kuramı sadece neden ‘büyük kadın sanatçı’ olmadığını sorunsallaştırmakla kalmadı, sınıf farkı ve coğrafya gibi özellikleri de işin içine katarak Avrupa ve ABD’de sanat üretiminin hangi yapılarla sınırlandırıldığını gösterdi. ‘Büyük sanatçı’ ve ‘deha’ kategorilerini, yani bir sanat işine biçilen değeri belirleyen nitelikleri sorguya açtı. Edward Said Oryantalim adlı eserini yayınladıktan birkaç sene sonra “Hayali Doğu” adlı makalesinde bu kuramı alıp sanat tarihine uygulayan düşünürlerin başında gelecekti Nochlin.

 

Sanat üretimi ve tarihi içindeki erkek nesebinin sanatı ve sanatçı kişiliği üstündeki olumsuz etkilerinden sık sık bahseden Judy Chicago bir röportajında şöyle der: “Çünkü bizim tarihimiz sansürlendi ve unutuldu. Çünkü biz birbirimizden destek almaktan ve başarılarımızla varolmaktan mahrum bırakıldık. İşte bu sebepten biz, kadın sanatçılar, hep tekerleği yeniden icat etmeye zorlandık.” Linda Nochlin tam da bunu yaptı. Deborah Kass’ın onu tasvir ettiği gibi, erkek kurumların temeline Turuncu Felaket misali indi. Tekerleğin içine bir fitil yerleştirdi ve alev alev bize doğru yuvarladı. Makalenin yarattığı tartışmalar ve dönemin feminist hareketleri içinde pek çok kadın bu fitilin ışığında kenar köşeye sıkıştırılmış sanatçı kadınları çekip çıkardı, havalandırdı, dünya sanat tarihi kanonuna iade etti. Judy Chicago’nun bahsettiği o tekrar tekrar unut(ul)ma yaşanmasın diye bazıları kadın sanatçıların haklarını savunmak üzere dernekleşti, başkaları modern sanat müzelerini bastı, diğerleri yalnız kadın sanatçıların işlerini sergileyen galeriler açtı. Bunların sonunda ortaya çıkan şey bir kadın sanatı / feminen sanat değildi. Bilakis konuların, formların, yöntemlerin, mecraların farklılığı sanatın tıkıştırıldığı çizgilerden fırlamasını, özgürleşmesini sağladı. Sanatın cinsiyetlendirilemeyeceğini, ayrımcılığın hiçbir doğallığa atfedilemeyeceğini ortaya koydu.

 

ARTnews‘dan Maura Reilly’ye verdiği röportajda Linda Nochlin çığır açan makalesinin ardında yatan özel bir hikaye olup olmadığı sorusunu şöyle yanıtlıyor: Makaleyi 1970’te Vassar Üniversitesi mezuniyet töreninde yaşadığım bir olayın sonucu olarak yazdım. Gloria Steinem o senenin mezuniyet konuşmacısıydı. Arkadaşım Brenda Feigen davet etmişti. Brenda’nın abisi Richard Feigen de oradaydı. Artık tanınmış bir galericiydi, Richard Feigen Galeri’nin başındaydı. Törenden sonra Richard bana döndü ve şöyle dedi: “Linda, kadın sanatçıların işlerini göstermek istiyorum ama iyi bir kadın sanatçı bulamıyorum. Neden büyük kadın sanatçılar yok?” Tam olarak böyle sordu. Eve döndüm ve günlerce bunu düşündüm. Bu soru bana resmen musallat olmuştu. Öncelikle iyi kadın sanatçı olmadığını ima ediyordu. Dahası bunun doğal bir durum olduğu gibi bir ön kabulü vardı. Bir aydınlanma yaşadım. Çoktandır kafamda döndürdüğüm pek çok düşünceyi bir araya getirmemi sağlayan fitil oldu. Sorusuna ve imalarına ‘yanıt’ ararken pek çok alanda derinlemesine araştırma yapmaya itti. 

 

İşte ondan sonrası koca bir ters yüz oluş, açılma, ferahlama. Hayatını sanatı yüceltmeye ve ötelenmişlerin hakkını teslim etmeye adamış olan Linda Nochlin, 2 gün evvel 29 Ekim’de 86 yaşında vefat etti. Feminist pratik ve kuramın el ele binbir yola girdiği, sanatçı kadınların nesebini yeniden keşfettiği (bu sefer öyle kolay kolay gömülemeyecek şekilde) ve disiplinleri eğip büktüğü ışıklı bir hareket bıraktı. Merakı, cesareti ve pırıltısı içimizde olsun. Leyla Erbil’in deyişiyle toprağına yıldızlar, ateş böcekleri, güneşler yağsın.

kaynak: 5harfliler

Good Times ile iyi seyirler!

  • 3.11.2017 15:58:20
  • 0 Yorum
  • 191

Benny ve Josh Safdie kardeşlerin yönetmen koltuğunda oturduğu Good Time’da  Robert Pattinson’a Oscar adaylığı sahibi iki yıldız oyuncu; Jennifer Jason Leigh ve Barkhad Abdi eşlik ediyor. Martin Scorsese ve Sidney Lumet klasiklerini andıran film, acemi bir soygun işine girişen Connie ve Nick isimli iki kardeşin hikâyesini anlatıyor. 

New York sokaklarında bir an bile hız kesmeyen, nefes nefese bir suç ve gerilim fırtınası sunan Good Time, iki kardeşin bir bankayı soyduktan sonra başlarına gelen talihsizlikleri oldukça gerçekçi bir açıdan ele alıyor. Bankayı soyduktan sonra kardeşlerden Nick (Ben Safdie) yakalanıyor ve koşulların çok zorlu olduğu bir hapishaneye düşüyor. Kardeşini kurtarmak için her yolu denemeye kararlı olan Connie (Robert Pattinson), arkadaşı Corey’nin (Jennifer Jason Leigh) yardımına başvuruyor. Kefaret parasını bulmak için gittikleri tefecide işler daha da karışıyor. Connie kendisini bitmek bilmeyen bir gecede, kardeşini hapishaneden kaçırmaya çalıştığı, zamana karşı bir kovalamacanın ortasında buluyor.

Filmde karakterlerin dağılan ve yabancılaşmış psikolojileri oldukça yakından yansıtılıyor. Ele alınan bu psikoloji büyük şehirlerin gece uğultusu, sürekli trafik sesi, neon ışıklar, metropol bencilliği, her dairede olan televizyonlar, televizyonun uyuşuk izleyicileri ve daha fazla kaos ile güçlendiriliyor. Filmin genelinde hâkim olan bir kışkırtma, anksiyete ve panik hissi var. İnsanın sinirlerini sürekli gergin hissettiren ve bunu yaparken de yormadan, seyirciyi sürekli filmin içinde tutmayı başaran bir film. Kahramanının ikilemi oldukça inandırıcı bir boyutta ele alınmış ve neredeyse hiper gerçekçi bir tarzda cehennemden bir anekdot düşürülmüş gibi.

Good Time oldukça sakin ve sinirleri yatıştırılmış bir sahne ile açılıyor. Her ne kadar gergin hissetmemize neden olacak bir sahne olsa ve birazdan bir terslik çıkacağına emin olsak da Nick’in mahkemece verilen bir terapi oturumunda rahatsız edici bir şekilde oturmasına gerilmeden önce empatimiz devreye giriyor. Doktorunun (Peter Verby) sorularına oldukça tuhaf yanıtlar veren Nick'in; büyükannesine şiddet uyguladığını, öfkesini kontrol altına alması gerektiğini ve hareketlerinin toplumsal yansımalarının farkında olmadığını, bu sahnede anlıyoruz. Ancak dengesiz davranışlarını tam olarak anlamayacak kadar fazla gelişmiş bir duygusal zekaya sahip olduğunu veya zihinsel bir engeli olduğunu da hemen çözebiliyoruz. Böyle bir açılışın ardından Connie’nin gelip kardeşini odadan aşırı sert bir şekilde çıkarışı ve onun iyiliğini düşünüp bir terapisttense bir soygunun içine atışı aslında filmin neden-sonuç ilişkisi, ailedeki iletişimsizlik ve farkındalık eksikliği konularında bir serime neden oluyor.

Filmin karakterler hakkındaki bilgiyi gözümüze sokmadan ve hızla ulaştırması hem bundan sonra devam edecek aksiyonda başlarına gelen ruhsal değişimleri anlamamızı kolaylaştırıyor hem de takip edilebilirlik adına güçlü bir anlatım oluşturuyor. Karakterlerin kendi içlerindeki naiflik ve varoluş mücadeleleri yüksek argolarla veya varoşların yoruculuğu gibi anlatılarla değil de direkt karakterin kendi iç dünyasında yaratılıyor. Böylece filmin özdeşlik kurmak ve durumu anlamlandırmak açısından çok net bir yol izlediği anlaşılabiliyor. Connie parçalanmış bir aileden biri olarak kardeşini koruduğunda iyi sonuç alacağını düşünse de bunun böyle olmayacağı görülebiliyor. Çünkü kendi içindeki durumu seyirci olarak anlamlandırınca Connie’ye sert çıkmak o kadar kolay olmuyor. Nitekim takip edecek olan tüm gece boyunca sürekli olarak bir durumu düzeltmeye çalışan birinin başına ancak bu kadar talihsizlikler gelebileceğini düşünürsek, Connie’nin bu sarsıntısı anlamlı oluyor. Bu olay dizisi aynı zamanda aslında Connie’nin de geçmişinin bu gibi talihsizliklerle örülü olduğu ve dolayısıyla neden tahammülsüz bir adam olduğunu bize hissettiriyor.

kaynak: artfulliving

Kübizmin Tanımı

  • 19.10.2017 11:37:03
  • 0 Yorum
  • 271

Çoğunlukla geometrik şekiller kullanan artistik stile verilen. Bütün şeklin dağıtılması, parçalanması.
1907-1914 yılları arasında Fransa'da İspanyol asıllı sanatçı Pablo Picasso (1881-1973) ile Fransız George Brague'in (1882-1963) önderliğinde gelişen sanat akımıdır. Resimlerde geometrik şekiller esas alındığı için kübik-izm diye anılmıştır.

Kübizme yön veren ilke, üçüncü boyutun tuvalin üstüne perspektifin göz yanıltıcı etkisine başvurmadan yalnız resim öğeleriyle getirebilmesidir. Öyleyse perspektif her zaman bir mekan yanıltması getirdiğinden, bundan böyle resimde ele alınmamalıdır. O nedenle resimler parçalanır, dışa katlanıp açılır, önden ve arkadan gösterilir. Biçim ise tümüyle ressamın egemenliğindedir. Artık yalnız görüldüğü ya da algılandığı gibi değil, düşünüldüğü gibi resme geçilir.

Kübizmin üzerindeki etkili olan unsurlar şu şekilde belirtilebilir.
a.Cezanne’in resimde kullanılan nesnelerin geometrik asıllarıyla ortaya konulaşabileceği hakkındaki uyarı ve uygulamaları
b. Geleneksel Afrika sanatı
c. Pozitif bilimlerdeki başarı ve sonuçlar

Kübizmin amacı, nesneleri “İzleyicinin bulunduğu yerden görebileceği biçimde” değil, değişik şartlardan ve başka açılardan görülebilecek özellikleriyle de olduğunu ortaya koymaktadır.Bir anlamda resme dördüncü boyutu (zamanı) katmanın çabası vardır.
Kübizmin babası ve yaratıcısı Cezanne dir. Kübist gelişmenin başlangıç noktasını Picasso’nun 1907’de tamamladığı Avignon lu Kızlar adlı tablosu temsil eder.
20. yüzyılın en önemli sanat akımlarından olan Kübizmde yansıtmacılığın Rönesans tan itibaren süre gelen kurallarını kökten sarsmış ve bütünüyle farklı bir biçimsel kurgu yaratmıştır. Picasso, Avignonlu Kızlarla insan figürünün klasik formu ve tek nokta perspektifi ile sağlanan derinlik temsilciliği prensibini tümden yıkmıştır. Üstelik bu yeni yaklaşım insan anatomisinin geometrik parçalara ve üçgene indirgenişinde ve normal anatomik oranların göz ardı edilişinde gözlemlenebilir. En önemli eseri Avignon lu Kızlar ve bu olayla kübizm başlamaktadır. 1911’den sonra doğada bir modelden çalışmayı artık tamamen bırakan kübistler temsiliyetçi uzaydan tamamen uzaklaştılar. Bunun yerine dış dünyayı tanımlayan işaretler ve biçimsel anahtarlar kullanmaya başladılar.

Cezanne stili çakıştırmalı görüntüler yerine, her figürü en iyi tanımlayan görüntüleri işaret haline getirip kullandılar. 1912’den itibaren kübizmin ulaştığı çok noktalı perspektif ve birbirinin içine giren pekçok düzlem dış dünyanın tamamıyla temsiliyetçiliğinden uzak bir ifadesini vermiştir. 1925’e gelindiğinde kübizm artık stil olarak pek çok olasılığı gerçekleştirmiş bulunuyorlardı. Kübizmin ilerleyen yıllarında Picasso ve Brague’da kendilerinden önce gelen sanatçıların dış dünyanın gerçek görüntüleri üstünde yoğunlaşmış olan, daima gerçek hayatta da birbirleriyle ilgili objeleri (Örneğin bir gazete, hasır, koltuk ve bardak gibi) çizdikleri halde kübistler gitgide dış dünyadan kopuk görülen resimler yaptılar. Bu sonuçta resimlerin çok fazla düzleştiğini düşünen Georges Brague derinlik kavramı yaratabilmek için önce resme harf katmayı, sonrada (Collage)’ı keşfetti. Bu yeni üsluplarla kübizm daha çok derinlik hissi verebiliyor hale geldiği halde aynı zamanda dış dünyanın gerçekçiliğinden bir adım uzaklaşmış oluyordu.

Collage ise resme, resmin üst düzeyinin önünde yapılanan, somut bir derinlik öğesi kazandırmaktadır. Ayrıca, Collage, neyin sanat, neyin gerçek olduğu gibi modern sanatta çok önemli bir kavramlada ilgilidir. Özellikle kübistler modern insanların çevrelerine bakışına çok önemli yeni, parlak ışıklar tutmuşlardır. Onların getirdikleri yeni biçimsel akılcı formlar, yeni bir yüzyılın görsel ve estetik gelişimlerine de yeni kapılar, yeni ufuklar açmıştır.
Kübist gelişmenin başlangıç noktasını Picasso’nun 1907 de tamamladığı Avignonlu Kızlar adlı tablosu temsil eder.

Kabartma

  • 14.3.2017 09:29:47
  • 0 Yorum
  • 614

Kabartma veya diğer adıyla rölyef, yüzey üzerine yapılan yükseltme ya da çökertmelere denir.

Alçak ve yüksek rölyef olmak üzere ikiye ayrılır. Mimarlıkta da heykel sanatında da kullanılan bir terimdir. Yüzey üzerine yükseltilerek yapılıyorsa yüksek rölyef, çökertilerek yapılıyorsa alçak rölyef adını alır. Üzeri işlenebilir malzemeleri şekillendirme olarak da tanımlanabilir. Kabartma, sanat kolları dahil endüstri, tarım ve günlük hayatta da kullanılır.

Mimarlıkta kil, alçı, taş gibi işlenebilir malzemelerin yüzeyinde, alçaklı, yüksekli şekiller meydana getirmektir. Kabartma, ışık alan ve almayan yönlerin belirme derecesine ve yüzey şekline göre, alçak, orta yüksek olarak çeşitlenir. Alçak kabartma, yüzeyden çok az ayrılan kabartmalardır. Madalyon, para vb. şeylerde görülen kabartmalar bu şekildedir. Yüksek kabartma, yüzeyden oldukça yükselen kabartmalardır. Şeklin hemen hemen yarısı denilebilecek derecede yüksektir. Rond-bos kabartmalar ise heykele yaklaşır şekildedir. Şekiller satıha alçak taraflarından yapıştırılmış gibidirler.

Kabartma olarak yapılmış süslemeler, mimari yapılarda taşa, mermere işlendikleri gibi madenden ve ahşaptan yapılmış eşyalar üzerinde de görülürler. Şamdan, kapı tokmağı gibi madeni eşyalarda, kapı, pencere kanadı, rahle, dolap, çekmece gibi ahşap eşyalarda kabartma şeklinde yapılmış süslemelere çok rastlanır. Mimari eserlerin dış veya iç cephelerinde yapının görülecek yerlerinde taş veya mermer üstüne kabartılarak yapılmış süslemeler vardır.

Büyük Selçuklu devri mimarları, ana malzeme olan tuğlayı süslemede kullanmalarının yanında, stüko üzerinde yaptıkları kabartmalardan da geniş ölçüde faydalanmışlardır. Arabesk süslemeler arasındaki kufi yazıyla elde edilen kabartma süslemeler Selçuklu mimarisinin karakteristik özelliği olarak kabul edilir. Merv, Nişabur ve Kazvin'de bulunan Selçuklu eserleri, bu mimarinin kabartma süslemelerinin en güzel örnekleridir.

Anadolu Selçuklu mimarisinde süs unsuru ön planda yer alır. Binalar geniş süslemeye imkân verecek tarzda inşa edilmiş gibidir. Kapı, pencere, söve ve friz gibi unsurlar şerit, örgü, kabara ve palmet gibi kabartmalarla bezenmiştir. Taş işlemeciliğinin ilerlediği Anadolu Selçuklu mimarisinde özellikle portallerde rumi denilen süsleme şekli kabartma olarak tatbik edilmiştir. Bu devre ait kabartma süslemeye en iyi örnekler, Divriği Ulu Cami, Karatay Medresesi, Niğde Alaaddin Camii portali, Konya Sırçalı Medrese, Erzurum Çifte Minareli Medresede görülür.

Osmanlı sanatında taş işçiliği üç ana grupta toplanır: 1. Kabartma, 2. Şebeke, 3. Renkli taş. İlk devir Osmanlı mimarisinin taş süslemesinin önemli bir kısmını kabartmalar teşkil eder. Yuvarlak, sivri profilli veya düz yüzeyli olmak üzere çeşitli teknikler alçak kabartma olarak tatbik edilmiştir. İznik Yeşil Camii taş süsleme sanatının en iyi örneklerine sahiptir. Sütun ve paye başlıkları ile kemer yastıklarında görülen lotus ve palmet motifleri düz satıhlı kabartma tekniğiyle yapılmıştır. Bursa Yıldırım Camiinde ise kabartma klasikleşmiş bir görüntü içindedir. Mukarnasın bol ve ince işçilikle kullanılması camiye ayrı bir özellik kazandırmaktadır. Bursa Yeşil Camii ise, klasik devirde Osmanlı taş işçiliğinin varacağı en olgun seviyede süslemelere sahiptir. Edirne Üç Şerefeli Camiinde de taşa işlenmiş kabartma yazının en girift istifli örneklerinden biri portalinde görülebilir.

Çok çeşitli zevklerin, işçiliğin ve motif bileşimlerinin ortaya konulduğu Osmanlı mimari sanatı, 17. asırdan sonra klişeleşmiş ve rumi grubu ile mukarnasın bol kullanıldığı eserler vermeye başlamıştır.

Fresk Sanatı Rönesans Döneminin Duvar Resimciği

  • 14.3.2017 09:27:48
  • 0 Yorum
  • 606

Fresk; eski çağlardan bu yana izlerini sürdüren bir sanat dalıdır. Büyük duvarlar üzerine kendine has teknikleri ile figürler çizilmektedir. Cilalı taş devrinde bile birçok örnekleri bulunmuştur. İnsanoğlunun resimle tanışmasının öncülüğünü yapmıştır. Eski çağlarda resimler, bazı objeler var olmadığından duvarlara yapılmaktaydı. İtalya?da daha çok geliştirilmiş ve sanatçılar tarafından rağbet görerek yaygın hale getirilmiştir. Rönesans döneminin ünlü ressamları muhteşem fresk eserleri ile ilgi odağı olmuştur. İtalyanca da taze anlamını taşıyan sanat dalı, sulu boya tekniğinin izlerini taşımaktadır.

Fresk, resim sanatının büyütülmüş şeklidir. Sarayların duvarlarına titizlikle işlenen figürler, muhteşem görünüm ile hayranlık uyandırıyor. Kiliselerin duvarlarında dini sembolleri yansıtan fresk sanatı, şimdilerde müzelere ve tarihi mekânlara ev sahipliği yapmaktadır.

3918_6

Modern yapıdaki tarihi dokular ile bezenmiş sanat, hala birçok ressamın yoğun ilgisi ile karşılaşmaktadır. Duvar resmi olarak da adlandırılan fresk, geometrik desenlerin, eski yaşantıların izlerini yansıtmaktadır. En iddialı ve nadide fresk eserlerini, dünyaca ünlü ressamlar Michelangelo ve Leonardo Da Vinci vermiştir. Kıyamet Günü, Kutsal Ziyafet temalı fresk eserleri, ünlü ressamların en değerli yapıtları arasında yer almaktadır. Usta ressam Raffaello da muhteşem fresk eserleri ile anılmaktadır. Özellikle Rönesans döneminde damgasını vuran ressam Michelangelo?nun ölümsüz fresk eserleri, bu sanatın mükemmel örneklerini sunmaktadır.

3918_images

Fresk sanatı, duvar ya da taş üzerine yapılmaktadır. Ünlü ressamlar resim yaparken, tavan zeminini bile kullanmışlardır. Yapılışı uzun bir zamanı kapsamaktadır. Yapılıştan ziyade hazırlık aşaması uzun bir zaman diliminden oluşmaktadır. Ressam yapacağı resmi iyi tasarlamalıdır. Su, kireç ve boya malzemeleri bu sanatın olmazsa olmazları arasındadır. Fresk sanatının ilk adımı, duvar üstüne yapılan yaş sıva ile başlar. Sıva kurumadan sanatçı, istediği figürü ya da şekli vermek zorundadır. Bu yüzden resim parça parça yapılır. Sıva ile boya aynı anda kurur ve figürler ya da şekiller duvar ile bütünleşir ve ortaya muhteşem görüntüler çıkar. Fresk ustaları resme başlamadan önce plan yapar ve parça parça bölümler oluşturur. Sıvayı kurutmamak için sadece uygulayacakları resmin parçası ebadında uygulama yaparlar. Sade, yalın ve abartısız bir resim sanatıdır.

Genellikle renkler açık renklerden meydana gelir. Derinlik, boyut kazandırma, objeleri belirginleştirme gibi bir yöntemi yoktur. Zemin duvar olduğundan bu işlemler yapmak zordur. Yapılsa bile bu görünümü yakalamak imkânsızdır. Yanlış yapılan resmin düzeltilmesi zordur. Yanlış olan bölge kazınır ve aynı işlemler tekrarlanır. Bu yüzden çok titiz ve emek isteyen bir sanat dalıdır. Duvarların deforme olma sorunu ya da tozlanma gibi problemler bu sanatın bozulmadan kalmasını imkânsızlaştırır. O yüzden günümüze eskiden kalma çok az eser bulunmaktadır. Muhafaza etmesi zor olduğundan büyük özen ister. Yapılan eseri başka bir mekâna taşımak ya da tamirini yapmak, orijinalliğini yitirebilir ve çok ciddi deformasyonlara yol açabilir. Doğal malzemelerden yapılıyor olması, bu sanatı daha kısa ömürlü kılmaktadır.

Grafiti Nasıl Yapılır Nasıl Üğrenilir

  • 14.3.2017 09:21:21
  • 0 Yorum
  • 475

Günümüzün popüler sanatlarından ya da, kimi kesimler tarafından vandalizm (kamu malına zarar verme) olarak tanımlanan graffiti, grafik sözcüğünden türetilmiştir.

Sanat olduğu yönünde tartışmalar halen devam etmektedir ancak yapılan çalışmaların kişinin zevk ve tercihlerine göre şekillenmesi, çalışmaların duygu ve düşünceleri yansıtıyor olması graffitinin sanat akademisyenlerinin çoğu tarafından tescillenmese bile sanat olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Daha çok sokak sanatçıları tarafından illegal yöntemlerle yapılıyor olsada bu sanatla uğraşanların ve lagal olarak icra edenlerin sayısı gün geçtikçe artmakta.

 

Tarihsel sürecine bakacak olursak, M.Ö’?ye kadar dayanan bu sanat ilk insanların mağara duvarlarına çizdikleri şekillerden gelip, 1940?lı yıllarda Almanya?da Berlin Duvarına protestolar amacıyla iki yönlü olarak slogan ve şekiller çizerek tanınmaya başlanmış ve Amerikanın 1960’?lı yıllarında sokak çetelerinin kendi alanlarına, bu alanın kendilerine ait olduğunu belirlemek için çizdikleri yazı ve şekillerle kendini göstermiştir. Diğer yandan 1960 ve 1970’?li yıllarda New York da kuryecilik yapan Demetrius isimli bir kişinin gittiği her yere isminin kısaltması olan taki ve sokak numarası olan 183?’ü birleştirmesiyle yani ??Taki183?? imzasını atmasıyla insanların merakını uyandırmıştır.

New york Times gazetesinin bu imzayı manşet haber yapmasıyla, ??Taki183?? bir efsane haline gelimiştir. Bu imzayı beğenen genç kesimler de kendilerine birer imza beğenip Taki?yi taklit etmeye ve imzalarını atmaya başlamışlardır bu imzalar zamanla ün kazanmak için graffiti çalışmalarına ve kimin daha güzel,daha zor çalışmalar yapacağı üzerine devam etmiştir. Günümüzde de bireysel ve grup çalışmalarıyla gelişmeye devam etmektedir.

Graffiti nedir ?

Esasen duvar yazısı anlamına gelen graffiti,duvarlara çizilen ve bu çalışmayı yapan kişinin isteğine göre hobi,şöhret,siyasi mesaj,sokakta yaşananlar vs. amaçlarla kompozisyonlar oluşturup bu şekilde sınırı olmadan şekiilenen bir sanattır.Genellikle gençler tarafından icra edilen bu sanat çıkış noktası itibariyle içerisinde illegalist unsurlar taşımaktadır. Bunun yanında asi bir ruhu olduğu gerçeği çizimlere yansımıştır. Genellikle kolay yapılabilmesi için sprey boyalarla ve daha çok kişinin görebileceği alanlara (tren vagonları, işlek caddelerin, sokakların vs. duvarları) yapılır. Günümüz de sanat olarak yer bulmuş ve illegal olanların yanında, legal olarak da bir çok kesim tarafından icra edilmektedir. Resim ve graffitiyi birbirine karıştırmamak gerekir. Duvara çizilen türlerinin yanında bir çok türü ve farklı terimleri bulunmaktadır.

Graffiti türleri ve terimleri nelerdir ?
Writer: Graffiti sanatçılarına verilen isimdir. Heykeltraş, Ressam vs. gibi düşünebiliriz.

Sketch: Taslak anlamına gelen sketch, graffiti çalışmasının duvara ya da başka bir alana çizilmeden önce deftere,kağıda vs. çizilen şeklidir. Kağıt dışında tablo,sunta vs. taslak olabilecek ve taşınabilen küçük her zemine yapılabilir.

 

Resim de Sketch?lerden oluşan bir blackbook örneğini görebilirsiniz.

Wall: Duvarlara çizilen graffitilerdir. Duvarın türüne büyüklüğüne göre çeşitlilik gösterirler. En iyi wall?ın tuğla duvarlara yapıldığı söylenir.

Block: Graffitiye boyut kazandıran gölgelendirmelerdir.

Character: Graffitinin çevresine (Genelde yanlarına) yapılan karikatürist çalışmalardır. Genelde insan silüeti şeklinde olur.

Tag: Graffiticinin imzası. Bu imza genelde graffiti çalışmalarının kime iat olduğunun anlaşılması için aynı olmalıdır. Tag atmak için graffiti yapmak şart değildir. Boş bir alana şöhret için tag atılabilir. Burada bit ayrım vardır graafiti ve tag ayrıdır tag atılır graffiti ise çizilir/yapılır.

Marker: Genelikle tag atmak için kullanılan kalemlerdir. Bunun yanında sketch(taslak) için üretilen ve çeşitli renk ve kalınlıklarda marker çeşitleri bulunmaktadır.

Firstline: Graffiti çalışması için çizilen ilk çizgilerdir.
Outline: Graffitinin dış çizgileridir. Harf çizgileridir.


Secret outline: Graffitinin harf çizgilerini ve blok?u çevreleyen ikinci(outline?dan farklı renkteki) çizgidir.
Highlights: Graffitinin çeşitli yerlerine verilen parlama, ışıltı efektidir. (Genelde harf köşelerine yapılır)
Fill in: Graffitinin iç boyasıdır. Harflerin boyanan iç kısımlarıdır ve tek renk olmak zorunda değildir.
Bubble: Graffitinin içine ya da dış bölümüne yapılan baloncuk efektidir.
King: Usta,profesyonel graffiticiler.
Burner: Ustaca yapılmış profesyonel çalışma.

Resim de bu terimleri, usta bir writer olan (King) Cantwo(Can2)?nun burner bir wall çalışmasında göreblirsiniz.

Bunlardan farklı olarak bir çok terim ve graffiti türü bulunmaktadır.

End2end: Trenlerin üzerine yapılan graffiti türüdür. Treni kople kaplayacak şekilde yapılan graffiti.

 

Can: Sprey boya anlamına gelir ancak başlıkları değiştirilebilen sprey boyalar tam anlamıyla graffiti de can teriminin karşılığıdır.

 

Cap: Sprey boyaların farklı kalınlık,şekil,büyüklük vs. şekilnde püskürmelerini sağlayan spray başlığıdır. Graffiti sanatı için vazgeçilmez bir üründür. Kalınlık ve şekil olarak mm-cm arasında değişen ölçüleri bulunur. Bunun yanında kesik uçlu püekürtmeden, örümcek ağı şeklinde püskürten başlıklara kadar yüzlerce çeşidi bulunur.

 

Crosslamak: Grafitinin üzerini boyamak, başka grafiti yapmak, karalamak. Bu çalışmalar genelde rakip writer?ların yaptığı ya da alan sıkıntısından ortaya ya da popüler, herkesin gördüğü alanlarda çalışmak isteğinden doğan çalışmalardır.

 

Throw: Basit çalışmalardır. Tag?lerin büyükleridir ve genelde dar alanlara yapılır. Throw?lar bir alt dal olarak değerlendirilebilir. Sadece bu şekilde isim duyurmak amacıyla tag atan bazı sanatçılar da bulunmaktadır.

 

Bunny: Kadın graffiti sanatcısı. Önceleri erkeklerin eğemenliğinde gelişen graffiti günümüzde artık kadınlar tarafında da sıkça icra edilmektedir. Tavşan anlamına gelen Bunny kadın graffiti sanatçılarının daha çok tavşan figürleri çizmelerine yol açmıştır.

 

Style: Graffitinin stilidir.Sanatçının yaratıcılığına göre çeşitli style çalışmaları olabilir. Style olarak sanatçıların en çok kullandıklarına bakacak olursak;

Wild Style: Kelime olarak vahşi sitil anlamına gelir. Okunması güç anlaşılmaz olan çalışmalardır.

 

Simple style: Okunabilen stillerdir. Graffitiyle uğraşmayanların bile rahat okuyabildiği çalışmalardır.

 

3D Style : Üç boyutlu çalışmalardır. Gölge, ışık, perspektif gibi unsurların daha çok dikkat çektiği çalışmalardır. Genellikle çok ileri seviye sanatçıların yaptığı çalışmalardır ve bilgisayar ortamında yapılabilirler.

 

Block styla: İllegal olarak yapılan çabuk basit stilli çalışmalardır.

 

Free style: Sanatçının kendi oluşturduğu serbest stilli çalışmalardır

Crew: Graffiti sanatçılarından oluşan (writter?lar) ekiptir. Ekip çalışması halinde yapılan bu çalışmalar için crew in tag?i(imzası) kullanılır. Son yıllarda özellikle crew?ler bir hayli artmış bulunmaktadır. Bunun sebebi yapılacak çalışmanın hem hızlı yapılması hem yeteneklerin birleştirilmesiyle daha iyi çalışmaların ortaya çıkmasıdır. Bunun yanında masrafların bölüşülmesi ve ün kazanmak crew?ler için sebep olmuştur. Aşağıda UNC Crew üyelerinin bir resmini görebilirsiniz.

 

One: Bir crew ekibinde olmayan graffiti sanatcısıdır. Bu kişiler genelde tag?larının sonuna one eklerler.

Battle: Graffiti sanatçılarının kapışması,yarışması anlamına gelir. Bu kapışmalar bir kazananın olmadığı yarış niteliğindeki eğlencelerdir.

Quick piece: Çok hızlı bir şekilde yapılan çalışma. Genelde king graffiticiler yapar.
Toy: Yeni ve çaylak diye adlandırlan graffiticiler.
Bombing: Yasa dışı yapılan graffitidir.

Bu terimler ve graffiti türleri genellikle en çok bilinen terimlerdir. Bu terimlerin ve türlerin yanında sanatçıların ya da crew?lerin geliştirdikleri farklı türler ve farklı terimler de ve mevcut bulunmaktadır.

Graffiti Nasıl Yapılır ve Nasıl Öğrenilir?

Graffiti sanatı çok fazla yetenek gerektiren bir sanat olmamakla birlike bu yetenek düzenli çalışmayla ve bu işi benimsemekle geliştirilebilir. Graffiti çalışmasına başlamadan önce bir Blackbook?umuz olmalı burada yapacağımız taslaklar kendimizi geliştirmemiz açısından önemlidir. Kendimize ait bir stilimiz (ya da sıkça kullanılan style?lerden birini benimseyebiliriz) ve imzamız(tag) olmalı. Öncelikle stilimize göre bir alfabe ve bu alfabede ki harfleri birbirine nasıl geçireceğimizi bilmemiz bunun için çalışmamız gerekiyor.

Çalışmamızı oluşturmadan önce perspektifini kafamızda planlamamız gerekiyor; yani çalışmaya bakıldığında yazının havada mı duruyor,bir yeremi oturtulmuş,alttan ya da üstten bakıyormuş gibi mi görünmesini istiyoruz öncelikle bunu belirlememiz gerekior. Taslaklarımızı (sketch) yaparken, öncelikle silinebilen kurşun kalemlerle kafamızda ki çalışmanın çizgilerini oluştrup daha sonra bu çizgiler üzerinden keçeli ya da silinmez bir kalemle (özel olarak üretilen marker?ları kullanmamız daha iyi sonuçlar verecektir) sketch?mize harflerin ana çizgilerini(outline) çizmemiz gerekiyor. Daha sonra gölge-boyut (block) ekleyeceksek block çizgilerini de aynı şekilde çizmemiz gerekiyor. Daha sonra silgiyle kurşun kalem izlerini silip, boyama işine geçebiliriz. (Silme işini boyamadan sonra yaparsak renkler soluk çıkacaktır) Zevkimize göre öncelikle block?ları boyadıktan sonra fill in (iç boyama) işlemini yapıyoruz daha sonra isteğinmize göre secret outline ya da bubble,character vs. ekleyebilirsiniz.

Resimler eşliğinde bir sketch çalışmasını nasıl yapacağımızı görelim;

1.Resim de A harfinin klasik bir şekilde üç çubuktan oluştuğunu biliyoruz ve bu üç çubuğu tabiri caiz ise eğip bükerek birbirine geçiriyoruz.Çubukları sarı renkle numaralandırdık. Kırmızı numaralar ile gösterilen bölgeler ise kesişen noktalar ve isteğinize göre bu noktalardaki çizgileri isteğinize göre silerek(duvar çalışmalarında üstünü boyayarak) harfi ortaya çıkarabilirsiniz. Harfin hangi çucuğunun altta hangisinin üstte durmasını istiyorsak ona göre ayarlayabiliriz. Bizim çalışmamızda 3.resimde göreceğiniz üzere A harfi için 1.çubuk 3.çubuğun altında,2.çubuk ise 3.çubuğun üstünde kalmıştır.

2.resimde gördüğünüz gibi B harfinde de hem B harfi içinde kesişen yerleri, hem de A harfi ile B harfini birleştirirken kesişen yerleri sarı numaralar ile gösterdik. Kesişen noktalardan hangisinin üst de hangisinin alta kalmasını istiyorsanız tıpkı A harfinde olğu gibi isteğinize göre silip ikinci harfinizi ilk harfinizle birleştirbilirsiniz aynı işlemi başka harflerde ekleyerek yapabilirsiniz. Ekleyeceğiniz harflerde önce harf içinde kesişen noktalardan kurtulup daha sonra birleştirdiğiniz harf ile kesişen noktaları ayırt edip hangi harfin altta ya da üst de durmasını istiyorsanız buna göre bir yol izleyebilirsiniz.

3.Resimde gördüğünüz gibi A ve B harfi için kesişen noktaları temizleyip kafamızdaki şekile göre hangi harfin altta ya da hangisinin üst de kalacağını belirleyip outline?ı (harf çizgileri) çizdik. Bu çalışmada B harfi A harfinin altına girmiş durumda. Outline?dan sonra karakalem çizimlerini silgiyle silip temiz bir ilk taslak çalışması elde ediyoruz. İsterseniz grafittinizi bu haliyle boyayıp (ya da boyamadan) bırakabilirsiniz bu da bir graffitidir.

4.Resim de graffitiye boyut kazandırmak adına blok işlemini uygulayamak için blok çizgilerini çekiyoruz bunun için; blok çizgilerini oluştururken gölge mantığını kavramak gerekir. Esasen gölgelendirme ışıkla ilgilidir. Yani önümüzü ışığa dönecek olursak gölgemiz şeklimizi yansıtacak şekilde arkmızda kalacaktır.Gölgelendirmeyi bu mantıkla düşünebiliriz. Aynı şekilde graffitide de gölgelendirme harflerin silüeti şeklinde düşecektir yani harf kıvrıyorsa gölgede kıvrılacaktır. Harfleri tutup sol tarfa çektiğinizi düşünün bu durumda blok(gölge) tersi yönüne, harflerin sağa bakan yönüne düşecektir. Harfleri sola çekecek olsaydık blok sağa düşekti ve harflerin sağa bakan yüzeylerinden bloklama işlemi yapacaktık.Aynı şey alta üste ya da çaprazına görede düşünülebilir hangi yöne çekiyorsak blok tersi yönde olacaktır. Bu çalışma da hafif bir şekilde çapraz gölge alınmıştır.

5.resimde çektiğimiz blok çizgilerini birleştirme işlemini uyguluyoruz.Bunu yaparken dikkat etmemiz gereken, blok boyunun her harf için aynı olmasıdır. Bloklar, harflerin iç kısımlarını bazen tamamen(B harfinde) bazen bir kısmını(A harfinde) kaplayabilir, bu orantıya dikkat etmek gerekir.Yani blok boyutu bazen harflerden büyük dahi olabilir bunu ışığın çok uzaktan geldiği gibi bir düşünceyle kavrayabiliriz. Mum alevine elinizi yaklaştırdıkça gölgeniz küçülür böyle düşünebiliriz.Blokları oluşturduktan sonra artık boyama işine geçebiliriz. Blokları boyarken dikkat etmeniz gereken fill in(iç boyama) ile aynı renk ya da yakın renkler olmamasıdır. Bu çalışma da çıkan sonucu görmemiz açısından bazı blokları daha koyu bazılarını daha açık bir renkte boyadım. Çoğu zaman siyah kullanılsada iç boyamadan daha koyu bir renk ya da iç boyama koyu bir renkse daha açık bir renk herzaman daha iyi sonuçlar verir. Blok çizgilerini blok renginden ya da iç boyama renginden farklı bir renkte de seçebilirsiniz.

6.resimde Graffitimiz neredeyse hazırdır. Bu çalışmada harfleri ve ayrıntıları görmeniz açısından fill in yapmadık ancak herzaman için fill in graffitiye canlılık kazandıracaktır. Boyama yaparken taşırmamak ve estetik bir görüntü elde etmeyi amaçlamak çalışmalarımızı daha iyi hale getirecektir. Harfler ve bloklama işlemi bittikten sonra görmüş olduğunuz gibi yeşil renkle secret outline çekip tüm graffitiyi kapladık ve bubble efektiyle son halini verdik. Tagımızı da attıktan sonra artık çalışmamız bitmiş bulunuyor. Aşağıdaki ilk videoda bir sketch çalışması örneğini izleyebilirsiniz.

Sketch çalışmalarında kendimizi yeterince geliştirten sonra wall (duvar çalışmaları) çalışmalarına geçebiliriz. Duvar çalışmalarına geçmeden önce kullanacağımız malzemeleri iyi tanımamız gerekiyor.

Kolay yapılması açısından sprey boyalar graffiti için tercih edilen ürünlerdir. Genellikle cap sprey başlığı) takılabilen spreyler ve graffiti için özel olarak üretilen spreyler tercih etmemiz bize kolaylık sağlayacaktır. Sprey boyaların yanında çalışmamızı yapacağımız alanda ihtiyacımıza göre eldiven,merdiven,iskele vs. ve sprey boyanın içinde bulunan zararlı maddelerden korunmak için gaz maskesi bulundurmak gereklidir. Bunun yanında tag?imizi sprey boyayla atmayacaksak bir marker ve hazırladığımız sketch(taslak) çalışmamızın yanımızda olması bizlere kolaylık sağlayacaktır.

Wall çalışmaları için öncelikle, sürekli çalışabileceğimiz bir duvar ya da alan bulmamız gerekiyor. Amatörlüğümüzü giderene kadar bu alanda çalışmak gelişmemizi sağlayacaktır. Bahçemizin, odamızın ya da izinli bir yerin duvarında çalışabiliriz. Dış mekan çalışmalarını yapmadan önce duvarın ya da alanın yapısına göre boya seçmemiz de fayda var. Parlak bir yere soluk renklerle yapılan ya da boyanın tutmayacağı(Delikli süngerimsi,dökülen duvarlar) bir alana yapılan çalışmalar kendini pek gösteremez. Yapacağımız çalışma için öncelikle zeminin yapısını tanımamız gerekiyor ve imkan varsa bir kat astar boya çekmek(duvarı komple düz bir renge boyamak) yapacağımız çalışmanın daha iyi sonuç vermesini sağlar. Astar boyadan sonra sketch(taslak) çalışmamız yardımıyla çalışmamızı yapabiliriz. Genellikle tuğla yapılı ya da beton yapılı duvarlar ve metal zeminler daha iyi sonuç verecektir.

5504_[oncelikle_sketch_calismasinda_oldugu_gibi__diye_baslayan_paragrafin_yaninaÖncelikle sketch çalışmasında olduğu gibi silme gibi bir imkanımız olmadığından, (ama duvarın rengine yakın bir renkte bir taslak oluşturabiliriz) çalışmamızı alanın en ve boy orantısına göre nasıl yerleştireceğimizi, nereden başlayacağımızı,çizimin nasıl devam edeceğini,çizimin hangi pespektif(bakış açısı) ile olacağını,hangi kalınlık için hangi cap?ı (sprey başlığı) kullanmamız gerektiğini,harfleri nasıl yerleştireceğimizi, şekillerini nasıl vereceğimizi ve efektlerini ,dekorunu nasıl ve nereye yapacağımızı sırasıyla bilmemiz gerekiyor.Bunun için yapacağımız çalışmayı birkaç kez prova etmemiz işimize yarayacaktır.

Bunları bilmenin yolu aslında biraz zamanla ve çalışmayla takip edip araştırmakla mümkündür.İnternetten kullanacağınız tüm malzemeleri nasıl kullanıcağınıza dair uzun ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz. Bunun yanında daha önce graffitiyle ilgilenen bir tanıdığınız varsa kesinlikle yardım almanızı tavsiye ederim. Bilinen en çok kullanılan yönteme göre önce; fil in (iç boyama) için kullanacağımız renge/renklere göre harfleri ve graffitinin şeklini oluşturacak fist line(ilk çizgiler) yapabiliriz. Sprey boyaları çalkalamayı ve kullandığımız başlıkları daha önce başka bir sprey de kullandıysak temizlemeyi unutmayalım. Püsküren boyanın hangi mesafeden nasıl bir sonuç vereceğini deneyimleyerek öğrenebiliriz. Sketch çalışmasından farklı olarak (sketch?de aynı tekniği kullanabiliriz) wall çalışmalarında önce Fill in (iç boyamayı) yapıp daha sonra outline (harf çizgileri) yapmalıyız çünkü outline ince olacağı için iç boyama yaparken outline?a boya bulaşırsa telefi etmek hem zahmetli olacak hem kötü bir görüntü ortaya çıkaracaktır. Fiil in bittikten sonra outline?larımızı yapıp blok oluşturma işlemine geçebiliriz sketch?lerimizde ki blok oluşturma mantığının aynısı wall çalışmaları içinde geçerlidir. Blockları oluşturup,istediğimiz gibi secret outline,bubble, Highlights vs. gibi efeklerimizi verip tag?imizi de attıktan sonra graffiti çalışmamızı tamamlayabiliriz.

Sürekli olarak çalıştığımız alanda amatörlüğümüzü attığımıza inanıyorsak başka alanlara geçebiliriz. Eğer çevremiz de graffiti sanatıyla daha önceden uğraşan,uğraşmakta olan birileri varsa, bu kişilerden yardım almamız gelişmemizi sağlayacaktır. Aşağıda ikinvi video da bir wall çalışması örneğini izleyebilirsiniz.

5504_[turkiye_de_graffiti_basliginin_sonuna]Türkiye?de Graffiti

Ülkemiz de graffiti Almanya?da yaşayan tük ailelerinin Türkiye?ye gelip gitmesiyle gelişmiştir. 1970-1980 yılları arasında komünistlerce duvarlara propaganda yazılar yazmak amacıyla kullanılan sprey boyanın graffiti sanatçıları tarafından da kullanılıyor olması bazı kesimler tarafından ülkemizde ki graffiti sanatçılarına olumsuz eleştiriler getirmesine sebep olmuştur.
Ancak zamanla bu görüş değişmeye ve büyük şehirlerde graffiti sanatı gelişmeye devam etmiştir. İstanbul,Bursa,İzmir,Ankara vs. gibi şehirlerde legal olarak bu sanatı profesyonel şekilde icra edenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır.

Dünya?da graffiti

Günümüz de başta Amerika olmak üzere bir çok avrupa ülkesinde ve uzak doğuda graffiti sanatı oldukça üst seviyelerde bir gelişim göstermektedir. İnternetin yaygınlaşması ve insanların ün arayışı Dünya?da graffitiyi hızlı bir şekilde geliştirmiştir. Yasal ve illegal yöntemlerle her geçen gün isimlerini duyuran bir çok graffiti sanatçısı bu sanatın gelişimini devam ettirmektedir. Bu sanatın en ünlü isimlerinin çalışmalarını internet de takip edebilirsiniz. Aşağıda ünlü graffiti sanatçılarının isimlerini ve örnek çalışmalar yapabilceğiniz bir sitenin linkini bulabilirsiniz.

http://www.graffiticreator.net/ (Örnek çalışma sitesi)

Dünyaca ünlü graffiticiler:

A1one
Abbominevole
Abe Lincoln, Jr. (New York)
Banksy
Bio
Blek le rat (France)
Chris Silva
Can2 (Germany)
Cycle
Dalek (USA)
Dan Witz (New York)
Eltono
Faile
Flowerguy
Galo
Logan Hicks
Ignorancia
influenza
Jon Burgerman
Jace
Kinsey
Klutch
Travis Millard
Turbo – s2k ( Turkey )
Tvboy
Urban Medium
Vinnie Ray (New York)
WK
WoW (Germany)
Zephyr (New York)
Zoltron
Can2

Graffiti?de Dikkat Edilmesi Gerekenler

Graffiti sanatıyla uğraşıp bu alanda gelişmek istiyorsak öncelikle çok çalışmamız gerekiyor. Güncel çalışmaları incelemek yeniliğe açık olmak ve kendimizi sürekli yenilemek zorundayız. Sokakta başlayan ve sokakta devam eden bu sanata toplumun önyargılı olmaması için çalışmalarımıza siyasi, anarşist içerikler katmamamız daha sağlıklı olacaktır. Bunun dışında, dikkat etmemiz gereken bazı önemli yasal noktalar bulunuyor.
İllegal olarak başlayan graffiti sanatı günümüzde legal olarak kendine oldukça fazla alan bulmaktadır. İllegal olarak gerçekleştirilen çalışmalarda;kamu ya da kişinin mülkiyetine zarar veriyorsanız bunun getirdiği bazı hukuki yaptırımlar vardır. Para cezasından başlayan bu yaptırımlar olayın mahkemeye gitmesiyle sicilinize işleyebilir ve hatta hapis cezasına kadar gidebilir. Bu sebeple graffiti çalışmalarının her zaman legal olarak yapılmasını tavsiye ediyorum.

Sanatın Anlamsal Derinliğini Gösteren Yazı Dizisi

  • 28.2.2017 13:33:49
  • 0 Yorum
  • 417

Yaşadığımız hayatı anlamlandırmak için bazı duyumlar gerekiyor yaşam içinde. Sadece görmek, bakmak, dokunmak yetmez. Hissetmek gerekir… Sanat, tanımlardan uzaktır. İki nokta üstü üste koyup açıklamak, şu şudur, demek değildir bir sanat yapıtı. Sanat demek hayatın içine ruhunu katmak demektir.

 

 

Beethowen sağır olmuş bir müzisyendir. İlk başlarda bu durumu kabul edememiştir. Sevgilisi Amenda'ya yazdığı mektupta Beethoven'ın mutsuzdur. Doğa ile ve Yaratıcı ile kavgalıdır. 'Olacak şey mi, en asil melekem işitme duyum o kadar bozuldu ki…' demektedir ve ondan sağırlığını, kim olursa olsun hiç kimseye söylenmeyecek bir sır olarak saklamasını istemektedir.
Doktor dostu Wegeler'e yazdığı mektupta ise 'İki yıldır bütün davet ve toplantılardan uzak duruyorum. Çünkü insanlara 'Ben sağırım' demek benim için imkânsız bir şey'
Sağır olmak, onun hayatının elinden alınmasıydı belki de. Öyle hissediyordu. Sonra bu durumla yüzleşiyor. Kabul ediyordur. Içinden gelen başka duygularla daha hassas bir şekilde yer veriyor sanat eseri sunmaya. Çünkü bu onun ruhunu büyütüyor. Öğretilen bir teknik, oturtulması gereken bir düzen değildir sanat eserini sunmak. Bütünleşmektir.
 
'Bak ve gör, duy ve hissset'der sanatçı. O yüzden bizler bir şiiri okuduğumuzda, bir filmi seyrettiğimizde, bir ses duyduğumuzda, 'tam da beni anlatıyor' deriz. Duygular ortak olabilir ama bunu sadece bir kişi hissettir bize. O da sanatçıdır. Hayatta hiçbir amacı olmadan sadece zihnini ve ruhunu insanlığa hizmet için kullanan bir insan sadece.

        'Benden zarar gelmez
         Kovanındaki arıya
         Yuvasındaki kuşa;
                 Ben kendi halimde yaşarım
                 Şapkamın altında.
         Sebepsiz gülüşüm caddelerde
         Memnuniyetimden,
         Ve bu çılgınlık delicesine
          İçimden geliyor.
               Dilsiz değilim susamam
               Öyle ölüler gibi
               Bu güzel dünya ortasında. 'der Rüştü Onur ise...

Verem hastalığına yakalanmış, hastanede yattığı sırada sevdiği kızla tanışmıştır. Fakat  tifo hastalığı yüzünden kız hayatını kaybetmiştir. Bunun üstüne bir süre sonra da Rüştü Onur vefat eder. Geride kalan son şiirinde Hulâs da şöyle der,

                ' Ben ölsem be anacığım
                  Nem var ki sana kalacak.
                  Ceketimi kasap alacak,
                  Pardösümü bakkal
                  Borcuma mahsuben…
           Ya aşklarım
           Ya şiirlerim nolacak
           Ya sen ele güne karşı
           Nasıl bakacaksın insan yüzüne.
                 Hulâsa anacığım
                 Ne ambarda darım
                 Ne evde karım var.
           Çıplak doğurdun beni
           Çıplak gideceğim…'

Yirminci yüzyılın ünlü ressamı Paul Klee, "Sanat, gördüğünü resmetmez; görmemizi sağlar" diyor. İşte bu anlamda Leonardo, Michelangelo gibi isimlerin  Rüştü Onur' un Beethowen' ın istediği şey, bizim görmemizi, bir gerçeği kavramamızdır.

Leonardo da Vinci? "Cismi resmetmeyeceksin, onun ruhunu kavrayacaksın, niyetlerini göreceksin, tutkularını duyacaksın."  Mona Lisa örneği... 
Leonardo, zihninde, mühendisin görüşü ile mistiğin temaşasını aynı anda barındırıyordu.

Bir Michelangelo heykeline bakarken aynı şaşkınlık oluşuyor. Gördüğün sadece bir heykel, gördüğün sadece bir yüz, bir tablo değil. Okuduğun yalnızca bir şiir değil, duyduğun yalnızca öylesine notalara vurulmuş bir müzik değil. Bir hayattır.

Hat Sanatının İncelikleri

  • 27.1.2017 14:45:17
  • 0 Yorum
  • 512


Daha çok dekoratif amaçla kullanılan, bir görsel sanat olan hat farklı yazı sistemlerinde, farklı kültür ve coğrafyalarda yapılmıştır. Matbaanın bulunmasından sonra eski değerini koruyamayan hat sanatı günümüzde de son demlerini yaşamaktadır.

İşaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı olarak tanımlanan hat sanatında mürekkep, kalem, kağıt ve hokka gibi malzemeler kullanılmaktadır. Hat sanatında bu malzemeler içerisinde en önemli olanı kalemdir.

Kalem olarak ise kamış kullanılmaktadır. Kamış yontularak şekil verilir. Kamışın uç kısmı yazının inceliğine ve kalınlığına göre eğik tutulmak suretiyle yazılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında çok kullanılan hat sanatı usta – çırak ilişkileri ile gelişme göstermiştir. Hat sanatının dünyada ortaya çıkıp yaygınlaştığı dönemler tüm ülke ve coğrafyalarda, hemen hemen aynı sürece denk gelmektedir.


Hat kelime olarak yazı ve çizgi anlamına gelmektedir. Hat sanatı ise en pratik anlamıyla belirli kurallar çerçevesinde yazılan, görsel zevke hitap eden yazı sanatı olarak bilinir. Hat sanatının yazımında hüsnühat ve kaligrafi yazı sistemleri kullanılmaktadır. Bu yazı sanatı genelde dekor amaçlı yapılır, yaptırılır ve yalnızca görsellik için kullanılır. Bunun dışında hat sanatı ya da tekniği ile uzun yazılar yazılması hem çok zorlayıcı hem de zaman alıcı olacaktır. Ayrıca hat sanatı ile yazılan yazılarda belirli bir alfabe yoktur. Daha çok hat sanatında, sembolleri harfleştirerek, çeşitli şekillerde yazı yazma işlemi görülür ki bu da hat sanatı ile uzun yazılar yazmayı engeller.


 
Hat Sanatı Nasıl Yapılır?

Hat Sanatı Nasıl Yapılır?Hat sanatı, tamamen sanatçıya bağlı bir çalışmadır. Önemli olan yazılacak şeyin belirlenmesidir. Sanatçı yazılacak kelimeyi kâğıda yerleştirdikten sonra o anki ruh haline göre sembolleştirecek ve sonucunda da hat sanatı ortaya çıkacaktır. İşte bu tam anlamıyla bir ustalık gerektiren hat sanatının en önemli özelliğidir. Bu özelliği dolayısıyla her yetenekli kişinin hat sanatı yapamaması açıklanmış olur. Hat sanatında harflerin sembolleştirilmesi ya da sembolün harfe uygulanması yatar. Kişi bunu hayal dünyasında canlandıramaz ve canlandırdığı halde bunu kâğıda dökemezse hat sanatı amacına ulaşamamış olacaktır.

Bu anlamda hat ustalarının önemi oldukça büyüktür. Herkesin yapabileceği bir şey olmayan hat sanatı, ustasından öğrenilmesi gereken bir zanaattır. Kişi ustayı iyice gözlemler, yetişir ve hayal dünyasını hat sanatı ile birleştirirse hat ustası olmaya aday olabilecektir. Bu açıdan bakıldığında hat sanatının kursu olamayacağı açıktır. Hat sanatı kişinin yetenekli, hayal gücünü özgürce dışa vurabilen bir kişilikte olmasını gerektirir ki hayal dünyasının kurulması bile bu kadar zorken dışa vurmak hiç de kolay değildir.


Hat sanatı matbaa öncesinde bölge içerisindeki kişiler arasında, özellikle resmi yazışmalarda kullanılan bir şeydi. Zamanla matbaa sayesinde yalnızca görsellik için kullanılabilecek bir dekora dönüştü. Artık evlerde yalnızca görsellik üzerine kullanılmaktadır. Ayrıca cami kapılarındaki isimlerde, eski kervansaray işlemelerinde kullanıldığı da görülmektedir. Günümüze kadar ayakta kalabilen, hemen hemen her türlü Osmanlı eserinde, özellikle camiler, kervansaraylar, hamamlar, minareler görülebilir. Yapılan eserlerde süsleme amaçlı kullanılmışlardır. Bu o eserin ne kadar değerli olduğuna da bir işaret olarak algılanmaktadır.

Hat Sanatının Tarihçesi

Hat Sanatının TarihçesiHat sanatı günümüzde, yalnızca görsel şölen yaratmak adına kullanılır. Matbaanın bulunmasından önce ise; hat sanatının daha fazla kullanıldığı, hat sembolleri ile çok daha fazla yazılar yazıldığı görülmektedir. Özellikle önemli yazışmalar hat sanatı ile yapılmıştır ama hat sanatı yalnızca bulunduğu coğrafyaya ya da kültüre ait olduğundan geniş alanlarda etki edememiştir. Hat sembolleri coğrafyaya ve bölgeye göre farklı şekillerde olabilir. Bu durum da hat sanatı ile yazılan bir yazının okunmasını engelleyebilecektir.


 
Bu yüzden de hat sanatı matbaa öncesinde bile çok fazla kullanılan bir yazı olarak bilinmemektedir. Zaten zamanla matbaa ortaya çıkmıştır ve matbaanın yayılıp genişlemesine bağlı olarak hat sanatı yalnızca görsellik için yapılır hale gelmiştir. Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler hat sanatını da etkilemiştir. Eskiden saatler harcanarak yapılan hat, artık bilgisayar yardımıyla dakikalar içerisinde hazırlanabilir. Değişimle birlikte gerçek hat ustalarının sayısı da oldukça azalmıştır ve gün geçtikçe de azalmaya devam etmektedir. Dünyada en çok bilinen hat sanatı çeşitleri:

İslami hat sanatı
Arap hat sanatı
Pers hat sanatı
Çin hat sanatı
Batı hat sanatı